Posts by

Selvi Özel Eğitim Merkezi

Home / Blog Archive
""/
Genel

OKUL ÖNCESİ DÖNEM İÇİN KİTAP ÖNERİLERİ

  • HER ŞEYE HAYIR DİYEN ASLAN (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Uyku öncesi kitap okuma aktivitesi için ideal kitaplardan biri olan Her Şeyi Bilen Aslan, 3 ile 6 yaş arası çocukların gelişimleri göz önüne alınarak kaleme alınmış. Çocuklar tarafından kolay anlaşılabilmesi için basitleştirilmiş bir dile sahip olan kitap, sürükleyici olay örgüsü ve eğlenceli diliyle ilgilerini toplamayı başarıyor. Çocukların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olurken neden ve sonuç ilişkisini daha rahat kurmalarına ve uykuya dalış sürecini kolaylaştırmaya yardım ediyor. Uyku öncesi, ebeveynler ve çocuğun birlikte kalite zaman geçirmelerini sağlıyor ve uyku öncesi rutininin oluşmasına yardımcı olarak çocukların hayal güçlerine de olumlu yönde katkıda bulunuyor. Her şeye her zaman hayır diyen inatçı bir aslan yavrusunun başından geçen olayları anlatan kitap, 2 ile 3 yaş arası çocuklarda gözlemlenen her şeye itiraz etme durumunun kırılması konusunda anne ve babaların yanında oluyor. Eğlenceli hikâyesi altında çocukların bu dönemi atlatmalarına yardım eden nasihatler barındırıyor. Diğer taraftan, ebeveynlerin çocukların her şeye itiraz eden tavırlarını kırmaları için pratik ve eğlenceli bir oyun da öneriyor. 

  • UYKUYA DALAMAYAN KOYUN (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Pedagogların tavsiye ettiği serilerden bir kitap..

Hikayedeki resimlemeler olay örgüsünü anlamlandırmada ve çocukların uykuya dalmadan önce uykuya dalmakta zorlanan biri daha olduğunu gösteren sevimli bir diller anlatılmış etkileyici bir kitap..

  • OKULA GİTMEK İSTEMEYEN ZEBRA (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Anne tavuk tarafından civcivlerine neşeli bir şekilde aktarılan kitap, ister okul öncesi ister daha büyük yaştaki çocuklarla olsun birçok ebeveynin zaman zaman yaşayabileceği bir sorun olan okula gitmek istememe konusu ile ilgili yardımcı bir kaynak niteliği taşıyor. 

Okula gitmek yerine ormanda dolaşmayı seçen zebranın bir panterle karşılaşması ve sonrasını konu alan kitapta okulda neler öğrenildiğini ve neden okula gidildiğini farklı bir bakışla öğreniyoruz.

  • ŞEKERİ ÇOK SEVEN KURT(Christina Beigel-Herve Le Goff)

Hikayeyi anne tavuk anlatıyor!!

Şekeri çok seven kurt ve ah şu haylaz civcivler yok mu! Işıklar sönüp de yatağa girme zamanı geldiğinde, evde kopuyor bir tantana ve başlıyorlar hep bir

ağızdan itiraz etmeye. Ama tüm bu sevimli itirazların bir anda sonunu getirecek bir şey var… Uykudan önce okunacak kısa bir hikâye.Şekeri çok seven bir kurtun yaşadıklarını anlatan eğlenceli ve keyifli bir hikaye..

  • HER İSTEDİĞİ OLSUN İSTEYEN MOLİ(Julie Gassman)

Moli hayal kırıklıklarıyla baş etmekte biraz zorlanıyor. Bu yüzden öğretmeninin okulda uyguladığı, “Hayatta her zaman istediğin olmaz ve bu durumu sorun etmezsin,” kuralından pek hoşlanmıyor. Ne var ki ailesinin bu kuraldan haberi yok, bu yüzden Moli evde bazı şeyleri sorun edebiliyor. Fakat bir gün kardeşiyle yaşadığı bir anlaşmazlıktan sonra, Moli bu kuralı evde de uygulamanın da iyi olacağına karar veriyor…

Çocuklarımızın davranış eğitimini pekiştirmek ve kendilerini çeşitli konularda geliştirmek için yol gösterici bir kitap…

  • UYKUCU ASLAN NASIL UYUR?(Jane Clarke-Georgie Birkett)

Minik aslan yorulmuş ve çok uykusu gelmiş, ama yatağa gitmeyi istemiyor bir türlü. Gün bitti, şimdi uyku zamanı. Peki, nasıl uyuyacak? Hadi gel uykucu aslana gösterelim. Uyumadan önce çocuklarınızla keyifle uykuya dalmasını sağlayacak uyku eğitimi vermek istediğiniz çocuklarınız için faydalı bir başlangıç olan, anlatımı ve resimleriyle de favori haline gelen kitap okumayı daha zevkli hale getiriyor. Çocukların özellikle büyük ve anlaşılır resimlerin, anlatılanla doğrudan uyuşan çizimlerin, büyük ve az yazı ile bütünleşmesini tercih etmesi sebebiyle beğeni toplayan kitap, aranılan niteliklerin tamamını içeriğinde barındırıyor.

  • HAYLAZ TİMSAH DİŞLERİNİ NASIL FIRÇALAR?(Jane Clarke-Georgie Birkett)

Minik timsah bir şeyler yiyor, çıtır, çatır, çutur! Yemek bitti, şimdi diş fırçalama zamanı. Peki, dişlerini nasıl fırçalayacak? Hadi gel haylaz timsaha gösterelim. Çocuklarımızın dişlerini nasıl fırçalaması gerektiğini pekiştirmek için  eğlenceli bir hikaye..

  • BANYO YAPMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA(Christina Beigel-Herve Le Goff)

Özbakım becerilerini destekleyici bu sevimli hikayede yıkanınca beneklerinin yok olacağından korkan bir zürafayı anlatmaktadır.

UZMAN ÖĞRETİCİ

ZEYNEP TOPAL

""/
Genel

Çocuklarda Özgüven Eksikliği

Özgüven Nedir?

Çocukta özgüven kavramı çocuğun doğumundan itibaren başlar. Özgüvenin temelleri çocukluktan itibaren atılmaktadır denilebilir. Çocuğun hayatının bütün kişilik dönemlerinde ve evrelerinde onu önemli derecede etkiler. Özgüven, kişinin kendini tanıması, kendini sevmesi ve değer vermesi ile onun duygularının gelişimi açısından önemlidir. Ayrıca, kişinin kendi kendine sorumluluk alması, kendini olduğu kişi gibi kabul etmesi, kendine karşı olumlu duygular beslemesi de özgüven gelişiminin bir parçasıdır. Bunun yanı sıra, olumlu benlik algısı da bu kavram ile eşleştirilebilir. Çocuğun ailesinin ona yaklaşımları ve yaşamı boyunca ona verdiği mesajlar aracılığıyla gelişen, bununla birlikte çocuğun yaşamı boyunca bulunduğu her ortamda, örneğin okulda, evde ve arkadaş çevresinde gelişim göstermeye devam eden bir yapıdır. 

Özgüven Gelişimini Etkileyen Durumlar

Çocuğun özgüven gelişimini etkileyen birçok durum vardır fakat ilk olarak çocuğun doğumu ile anne babaya olan güven duygusunun gelişiminin özgüven duygusuna büyük etkisi vardır.  Anne babanın çocuğuna karşı olan olumlu ve olumsuz tutumları, çocuğundan beklentileri çocuğun kendisi ile ilgili oluşturduğu olumlu duygularına yapıcı veya yıkıcı etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Çocuğun içinde bulunduğu bu sosyal çevreler onun duygu ve davranışlarını değiştirir. Hayatı boyunca aldığı kararlar ve uyguladığı tutumlar özgüveni ile doğrudan bağlantılıdır. Aile içerisinde gerçek anlamda sevildiğini ve ihtiyaçlarının doğru bir şekilde giderildiğini hisseden çocuklar, etrafında gelişen olumsuz duygulardan çok fazla bir etki görmeyecektir veya bu olumsuz durumlardan etkilense bile durumlarla nasıl baş edebileceğinden haberdar olacağından savunma mekanizması geliştireceğinden olumsuz durumlarla kolaylıkla baş edebilecektir. Diğer bir yandan, özgüveni fazla gelişemeyen çocuklar, yani ailesi tarafından sürekli bir ihtiyaç karşılayamamış ve olumsuz bir şekilde tutumlara maruz kalan çocuklarda olumsuz durumlar karşısında baş etme fazla olmayacağından yıkıcı bir etkiye sahip olacaktır. 

Bazı ebeveynler çocuklarına aşırı derecede korumacı davranırlar, çocukları bir sorunla karşılaştıklarında onların zarar görmemesi ve sorunla yüzleşmemeleri için sorunu çocuklarından önce kendileri ortadan kaldırmaya çalışırlar ve bundan dolayı çocuklar bu durumlarda karşı karşıya geldiklerinde hiçbir sorumluluk almadan çaresiz kalırlar ve ne yapacaklarını bilemezler. Kendilerine karşı güvenleri eksik olduğundan her olumsuz durumda sorundan kaçmaya çalışarak o olayın üstünü örtmeye çalışırlar ve bu da onların yaşamları boyunca hep çaresizlik ve özgüven eksikliği ortaya çıkar.

Çocukta Özgüven Eksikliği Belirtileri

  • Çocuk karşılaştığı sorunlarla baş etmekten ve görev almaktan kaçınır.
  • Bir görevi tamamlayamayacağı hissine kapıldığında o olay ile ilgili durumdan kaçmak için yalanlar söyler.
  • Başkalarına karşı yetersizlik, zayıflık ve güçsüzlük durumlarını saklamak için otoriter ve esnek olmayan tutumlar sergileyebilir.
  • Her zaman kendi ile ilgili olan ve gelişen durumları bir başkasından dolayı bu koşullara gelindiği hakkında ısrarcı olur.
  • Aldığı sorumluluklar sırasında gösterdiği bir hatada bile tamamen o durumu yarıda bırakma davranışı gösterir. 
  • Sosyal ortamdan geri çekilme ve sosyal fobi gelişimi gösterebilir.
  • Herhangi bir konuda eleştiriyi ve hatayı kabul etmeme durumu gözlemlenebilir.
  • Kendini sürekli eleştirir. Örneğin; “Hiçbir şeyi doğru yapamam”, Kimse beni sevmiyor”, “Çirkinim”, “Hepsi benim hatam”, “Ne kadar uğraşsam da hiçbir şeyi beceremiyorum”, “Herkes benden daha akıllı ve güçlü” şeklinde olumsuz özeleştiriler yapar. 
  • Çevresindeki insanların onun hakkındaki görüş ve düşüncelerinin onu kaygılandırması ve çaresiz hissettirmesi. 
  • Başarısızlıkları önemli derecede hayatlarını etkiler.
  • Çocukların aile içerisinde kendini ifade etmelerine izin verilmemesi sonucu, çevresinde de kendilerini ifade etmede güçlük çekmeleri. 
  • Yeni ilişkiler ve güvenli ilişkiler kurmaktan kaçınabilirler.
  • Kendilerine saygı duymazlar ve kendilerini sürekli olumsuz açıdan eleştirirler. 
  • Alacakları her kararda bir başkasının onayını beklemesi ve kararsızlık içerisinde olmaları.
  • Sıradan olaylar karşısında öfke patlamaları, ağlama atakları, üzüntü ve aşırı mutluluk gibi değişen ruh halleri içerisinde olabilirler.

Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?

Çocuğun kişilik ve özgüven gelişiminin temelinin ailede atıldığı göz önünde bulundurulduğunda, ailenin ve bunun yanı sıra çocuğun sosyal çevresisin desteği büyük ölçüde özgüven desteği açısından büyük önem taşımaktadır.

  • Çocuğun aile içinde kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine izin vermeleri çocuğun özgüvenini olumlu yönde etkiler.
  • Çocuğun duygu ve düşüncesine ailesinin ve sosyal çevresinin önem vermesi. Örneğin; “Okulda günün nasıl geçti?”, “Bugün canını sıkan bir şey oldu mu?”, “Arkadaşlarınla aran nasıl?” gibi çocuğa önemli olduğunu hissettiren sorular sorulması.
  • Ailenin çocuktan beklentisinin çocuğun kapasitesine ve yaşına uygun şekilde olması önemlidir. Eğer çocuktan beklentiler onun yapabileceğinden fazlası ise çocuk sorumluluklar karşısında kaçabilir ve bir sonraki sorumluluklarından korkabilir. Bu yüzden, çocuğa yapabileceği görevler ve sorumluluklar vermek onun özgüveninin yükselmesine destek olur.
  • Çocuğunuzun sizin için çok değerli ve kıymetli olduğunu ona duygusal bağlamda hissettirmeniz çocuğun kendisini yalnız hissetmemesine ve yalnız kaldığında da kendini güçlü hissetmesini sağlar. Bu durumda çocuğun özgüven eksikliğine olumlu bir etki yaratır.
  • Çocuklar kendi yapabileceklerinden emin olamadıklarında ailesinden veya çevresinden birinin onayına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. Atacakları yeni bir adımda onlara yapabileceklerini hissettirmek ve onları cesaretlendirmek onların herhangi bir konuda yeni bir adım atmalarını kolaylaştıracaktır. Örneğin, “Sen başla bunu yapmaya, eğer yardıma veya desteğe ihtiyacın olursa sana yardım etmek için ben buradayım.” gibi cümleler onları cesaretlendirecektir ve kendilerini güçlü hissetmelerini ve kendilerine güvenmelerini sağlayacaktır.

Özgüven eksikliği neredeyse bütün çocuklarda ortaya çıkması muhtemel bir durumdur, fakat bunun eksikliğe dönüşmesinin önlenmesi ailelerin ve yaşadıkları sosyal çevresinin elindedir. Çocuğun özgüven eksikliği aileler tarafından gözlemlenmeli ve gerektiği yerlerde çocuğa psikolojik destek verilmelidir. 

Psikolog İrem ÖZ

""/
Genel

ÇOCUĞA OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR?

Okumak duygu ve düşüncelerimizi ifade etmede, sözcük dağarcığını geliştirmede, çok yönlü düşünme becerisi kazandırmada, okumayı birbirinden ayıramadığımız için yazma alışkanlığı kazandırmada oldukça önemlidir.

Okumaya ne kadar erken yaşta başlanırsa okuma alışkanlığı kısa zamanda yaşamımızın bir vazgeçilmezi olur. Çocuklar her şeyi yaparak ve yaşayarak öğrenirler. İlk rol modelleri ailedir bu yüzden ailenin okuma alışkanlığı kazandırmada payı oldukça büyüktür.

Çocuklara Okuma Alışkanlığı Kazandırmak için Aileler Neler Yapabilir?

  • Erken yaşta kitap okumanın önemini vurguladığımız için gece uyumadan önce çocuklara kitap okunabilir, hikaye anlatılabilir.
  • Kitap okuma saati düzenlenebilir.
  • Çocukların ilgi ve istekleri doğrultusunda kitaplar seçilebilir.
  • Kitaplık oluşturulabilir.
  • Aile içinde bir konu belirlenip ansiklopediden araştırmalar yapılabilir.
  • Evin çeşitli yerlerinde kitaplar bulundurabilirler bu sayede çocukta merak duygusu gelişir.
  • Çocukların evin yakınındaki bir kütüphaneye kayıt olarak farklı ortamda kitap okumaları, çeşitli kitapları tanımaları sağlanabilir.
  • Kitap okuma alışkanlığını pekiştirmek için ödüllendirmeler yapılabilir ancak dikkatli ödüllendirme yapılmalıdır. Ödül kazanmak değil kitap okumayı sevmek hayatlarının bir parçası olmalıdır. Çocuğa kitap okumaktan ziyade ödülü sevdirecek büyüklükte ve sıklıkta ödül verilmemelidir.
  • Televizyonda uzun süre çizgi film izlemek yerine çeşitli drama etkinlikleri düzenlenebilir.
  • Bilgisayarda uzun süre oyun oynamak yerine kitaplarla ilgili oyunlar hazırlanabilir. (Kelime üretme, Tabu, İsim-şehir,Kitaplarla ilgili sessiz sinema vb)
  • Yazı yazmaya teşvik etme için günlük yazmaları sağlanabilir.
  • Çeşitli resimler kullanarak kendi kitabını oluşturabilir.
  • Çocukların okuma hevesini kırmamak için onlara baskı uygulanmamalıdır.
  • Evde bulunan teknolojik araçların kullanımı planlanmalı ve kontrol altına alınmalıdır.

Uzman Öğretici Betül ÖZTÜRK

""/
Genel

Tuvalet Eğitimi

Çocukların gelişiminde tuvalet eğitimi çok önemlidir. Kişilik gelişimi üzerinde bile etkileri bulunan bu eğitime ne zaman başlanacağı çok iyi ayarlanmalıdır. Bazı ebeveynler ne zaman başlayacaklarına tam olarak karar veremiyor ve yanlış uygulamalar ile hem süreci çok fazla uzatıyor hem de çocuğun kişiliğini olumsuz olarak etkiliyor. Her çocuğun gelişiminde bireysel farklılıklar bulunuyor. Bu da eğitim yaşının her çocukta farklı olacağı anlamına geliyor.

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir ?

Normal şartlarda 18 ile 24 ayları arasında çocuklar tuvalet eğitimi için hazır oluyor. Ancak tüm çocuklar bu aralıkta başlamak zorunda şeklinde bu kural bulunmuyor. Eğitim verilmesi için hem çocuğun gerekli kaslarının gelişmesi önemlidir, hem de zihinsel olarak bu duruma hazır olması önemlidir. Her çocuk bu eğitimlere hazır olduğunu belirtilen bazı sinyaller verir. Bunları takip ederek eğitime başlamak en doğrusu olacaktır. Bunun yanında kız çocukları erkek  çocuklarına nazaran daha erken bu eğitime hazır olabiliyor. Çocuklarda bez artık rahatsız etmeye başlar, bezi çekiştirerek çıkarmaya çalışır, tuvalet zamanları düzenli olmaya başladığında çocuklar artık bu eğitime hazır olduklarını gösterirler.

Erkek Çocuğa Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir ?

Erkek ve kız çocuklarının eğitimleri farklıdır. Özellikle erkekler kızlara göre daha hareketli ve oturmaya daha az eğimli olması bu farklılığın nedenleri arasında yer alır. Erkek çocuklarında tuvalet eğitimi başlanırken ayakta çiş yapma öğretilmemelidir. Oturarak çiş yapmayı öğrenmesi çok önemlidir. Bu eğitimler sabır gerektirir. Özellikle bu eğitimlere erken başlanması tavsiye edilir. Ne kadar erken başlanır ise o kadar kolay bir şekilde bu süreç tamamlanır. İki yaşından itibaren bu eğitime başlamak uygundur. Lazımlık alarak bebeğinizi lazımlığa çiş yapması konusunda cesaretlendirebilirsiniz. Adım adım ilerleyerek, sabırlı olarak, bez kullanımını azaltarak süreci çok daha başarılı bir şekilde yönetebilirsiniz.

Tuvalet Eğitimi Kaç Gün Sürer ?

Her çocuğun farklı olduğu ve verilen tuvalet eğitimi içerisinde farklı durumlarla karşılaşılması muhtemeldir. Pedagoglar bu eğitimlerde üç gün kuralını çok fazla öneriyor. Süreç boyunca kendi yöntemlerinizi kullanabilirsiniz. Bunun yanında üç gün kuralında her günde farklı kurallara uyulması gereklidir. Genel olarak başarılı sonuçlar veren bu yöntemin ilk gününde bebeğin alışık olduğu bez yerine sızdıran bir bez kullanılır. Bebek ıslaklığı hissettiğinde bir uyarı alır, bu şekilde çişini tutmak için kaslarını kontrol etmeye teşvik olur. İkinci gün bezsiz olacaktır. Çamaşırının ıslanması bebeğe bir uyaran olacaktır. Üçüncü gün ise bebek artık lazımlığa oturmak için yardım ister. İstemese de teşvik ederek alışkanlık kazandırılabilir.

2 Yaş Tuvalet Eğitimi

Bebeklerde tuvalet eğitimi için en doğru ve ideal yaş iki yaştır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları eğitimler için iki yaş ve sonrasının uygun olduğunu belirtiyor. Bebekler 18. Aydan sonra bu kontrolü kazanmaktadır. Kas gelişiminin tamamlanması ise 2 ile 2,5 yaş arasında olur. Ancak çocuğun bu eğitime kendini hazır hissetmesi de çok önemlidir. Bu nedenlerden dolayı eğitimler 3 yaşına kadar uzayabilir. Eğitimlerde çocuğun özendirerek, cesaretlendirilmesi çok önemlidir. Cezalandırma, ayıplama, zorlama gibi davranışlar çocukta psikolojik sorunlar oluşmasına neden olur.

Bebeklerde Tuvalet Eğitimi

Bebekler eğitime hazır olduklarının sinyallerini vermeye başladığında bebeği bu fikre alıştırarak süreci başlatmak gereklidir. Bebeklere öncelikle tuvalet eğitimi ile alakalı terimler öğretilmelidir. Zaman içerisinde tuvalete bir lazımlık koyabilişiniz. Büyük bir çocuğun lazımlığın nasıl kullanıldığını göstermesi de oldukça faydalı olabilir. Sürekli banyoda olması gereken lazımlık, çocuğun zamanla olan alışmasını sağlar. Bezini kirletmeden lazımlığa yaptığında ve teşvik edici övgüler aldığında çocuklar bu süreci daha başarılı bir şekilde tamamlayabiliyor.

İlginizi çekebilir: Disleksi Nedir , Disleksi Nasıl Anlaşılır

""/
Genel

Diskalkuli

Matematik öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan Diskalkuli sorunlarında ortada zihinsel bir problem bulunmaz. Birey sadece sayı ve sembolleri kavrama alanında güçlükler yaşar. Matematiksel işlemleri gerçekleştirme ve ilişkilendirmede de güçlük yaşayan bu çocukların pek çoğu özel yetenekli bile olabiliyor. Hatta bu tür sorunlara Einstein hastalığı da deniliyor. Sadece çocuklarda akranlarından geri kalmak psikolojik sorunlar ortaya çıkarabiliyor. Diskalkuli ile ilgili bilgilere geçmeden önce gerçeğe yakın bir öykü ile başlayalım. Bu öykü ile diskalkulinin ne olduğu ile ilgili bilgi edineceğiz.

Ali ve Matematik

Ali, 10 yaşında, dördüncü sınıf öğrencisidir. Oldukça hareketli ve canlı bir öğrenci olan Ali sözel sunumlarda oldukça başarılıdır. Türkçe dersinde özellikle okuma ve yazmada sınıf ortalamasının üzerindedir. Okumayı da seven Ali çoğunlukla bilim kurgu ve macera türlerindeki kitapları tercih eder. Okuldaki sosyal çalışmalara katılmaya daima isteklidir. Ayrıca başarılı çalışmalar yapan bir öğrencidir. Ali bilim kurgu romanları sevmesine ve okuduğunu da anlamasına rağmen fen ile matematik derslerinde başarılı olamamaktadır. Bunun sebebi ise Ali’nin matematik işlemlerinde iyi olmaması ve çoğunlukla hata yapmasıdır. Bu sebepten ailesi ona özel bir öğretmen tutmuştur. Ali, matematik dersi için bu öğretmenle okul sonrası çalışmalar yapmaktadır. Buna rağmen, hala temel matematik işlemlerinde sorun yaşamakta, üstelik toplama işlemi işareti ile çarpma işlemi işaretini kimi zaman karıştırmaktadır.

Öğretmeni Ali’nin matematik dersine katılabilmesi ve işlemlerde doğru sonuca hızlı bir şekilde ulaşabilmesi için derslerde hesap makinesi kullanmasına izin vermiştir ancak bu durum Ali’nin kesirler, yüzdeler, oranlar ve ölçme gibi bazı kavramları anlamasına yardımcı olmamıştır. Ali sayısal olan hiçbir sıralamayı tam olarak hatırlamamaktadır. Örneğin ailesinin telefon numarasını hatırlayamaması onu çok üzmektedir. Ali öğretmenlerin karşılaşabilecekleri tipik bir diskalkuli tanısı bulunan bir öğrencidir.

Diskalkuli Nedir ?

Diskalkuli diğer bir ifade ile matematik öğrenme güçlüğü, bir öğrencinin temel matematiksel işlemlerde zorlanması ile kendini belli eder ve bu tip öğrencilerin diğer dersleri iyi olduğu için matematikte zorlanması beklenmez. Diskalkuli, bilişsel yetersizlik ya da düşük başarı demek değildir. Bir öğrenme güçlüğüdür ve bu öğrencilerin zeka düzeyleri normal ya da normalin üstünde olabilir.

Öğrenme güçlüğü olan bir öğrenci verileri yavaş yavaş işler ve bu nedenle aritmetik işlemleri hızlı yapamaz. Matematik, biyolojik temelli, aritmetik ile ilgili öğrenmeyi etkileyen gelişim bozukluğu olarak tanımlanan Diskalkuli daha çok matematik disleksi olarak bilinir. Bu rahatsızlık çocuğun zeka sevinden bağımsızdır. Bu öğrenme güçlüğünde daha çok çarpma, bölme, çıkarma ve toplama gibi aritmetik işlemlerde yorumlama kabiliyeti yoktur. Bu tür sorunları bulunan çocuklar işaretleri ve sayıları karıştırır. Soyut fikirlerle çalışamaz ve zihinden matematik işlemlerini yapamaz. Sayısal bilgilere ulaşmayı, sayısal dili işleyen ve işlemeyi de güç bir hale getiren sinir bağlantılarının işlevsizliği olarak bu öğrenme güçlüğü ifade edilebilir. Bu öğrenme güçlüğü bazı bilişsel bozulmalara neden olur. Odaklanma, bölünmüş dikkat, işler bellek, kısa- sürelik bellek alanlarında eksiklik oluşturur.

Diskalkuli Materyalleri

Özel stratejiler kullanarak bu Diskalkuli müdahale edilebilir. Bu alanda kullanılabilecek bazı materyaller bulunuyor. Bunlar arasında yapım blokları ile saymayı kolaylaştıran aktiviteler yapılabilir. Sayıları öğretmek için oyunlar ile pekiştirme yapılabilir. Hem daha eğlenceli olan bu aktiviteler hem de daha kalıcı olabilir. Farklı bir materyal olarak cuisenaire çubukları tercih edilebilir. Bu çubuklar ile kesirler, dört işlem, bölenleri bulma gibi temel matematik kavramları ve işlemleri yapılabilir. Rakamlı ve renkli bu çubuk setleri oldukça faydalıdır. Bunlar dışında çalışma kartları, abaküs, kareli defter çalışmalarda kullanılabilecek diğer materyaller arasında sayılır.

Diskalkuli Ayrıcı Testi

Çeşitli matematik becerilerine bakan Diskalkuli Ayrıcı testleri niceliksel akıl yürütme ve zihin matematiği de içermektedir. Ayrıca bu testler ile matematikte zorlanmaya neden olan bellek problemleri hakkında da bilgiler elde edilebilir. Matematik ile ilgili problemleri bulunan çocuklarda ancak bütüncül bir değerlendirme ile zorlandığı kısımlar tam olarak tespit edilebilir. Yapılan testler ile bir çocuğun temel hesaplamaları yapabilmesini, problemleri hızlıca çözmesini, matematiksel olguları hatırlatmayı nasıl daha iyi bir şekilde yapabilecekleri hakkında bilgiler elde edilir. Bu testlerden bazıları şunlardır. Hesaplama becerileri, matematikte akıcılık, zihinden hesaplama, sayısal akıl yürütme bulunur.

Diskalkuli Belirtileri

Matematiksel işlemleri kavrama, sayısal sembolleri tanıma, hesaplama, sembolleri doğru kullanma alanlarında yaşanan yetersizlikler ve güçlükler Diskalkuli öğrenme güçlüğüne işaret eder. Bu öğrenme güçlüğü olan çocuklardaki ana belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

  • İşlem yapmak için parmaklarını kullanma
  • Temel matematik işlemlerini zor ve yavaş bir şekilde çözme
  • Çarpma ve toplama işlemlerindeki değişme özelliğini tanımada zorlanma
  • Gün, ay, hafta ya da mevsim gibi terimleri anlamada zorlanma
  • Zamanı anlatmada zorluk yaşama
  • Matematiksel sembolleri karıştırma ve analog saatleri okuma da zorluklar yaşama
  • Nesneler arası uzaklığı anlamakta zorluk çekme ve çarpın tablosunu öğrenme de zorluklar görme

Diskalkuli Tedavisi

Diskalkuli,birey ile hayat boyu bir arada olacak olan bir güçlüktür, hastalık olmadığından tedavi etmek yerine çocuğa matematiksel işleme becerileri öğretilir.

Doğum ile birlikte var olan diskalkuli için gelişimsel diskalkuli terimi kullanılmaktadır. Bu sebepten öğrenci matematik öğretmeninden kaynaklı bir sorun yaşıyorsa ya da kaygı sebebi ile başarısız oluyor ise bu faktörleri ortadan kaldırmadan diskalkuliden söz etmek doğru olmaz. Her yaştan bireyde Diskalkuli teşhisi yapılabilir. Değerlendirmeler yapılarak tıbbi olarak bu sorunların varlığını teşhis etmek mümkün olabilir. Bunun için farklı testler kullanılıyor. Bireyin gelişimine önemli katkılar sağlayacak uzman desteklerinin yanında sürecin öğretmen ve veliler tarafından da desteklenmesi çok önemlidir. Farklı yaklaşımlar uygulanır. Bu şekilde matematik öğretilmesi mümkün olur. Özellikle görselleştirme çok önemlidir. Bu sorunu yaşayan kişiler sayı ile yazılan 1’i yazı ile yazılan birden ayırt edemeyebiliyor. Bunun için sözel ifadeler yerine matematik sorularının görselleştirilerek anlatılması daha verimli bir çözümdür. Bireyler uygun olmayan yöntemlerle matematik çalıştırıldıklarında matematiksel işlem gerektiren oyunlardan bile uzak durabilir.

Diskalkuli Tanısı Olan Çocuk Ne Tür Zorluklar Yaşar?

Diskalkuli tanısı bulunan öğrenciler sayıları algılamada, geriye doğru saymada güçlük çeker, tahmin yürütmede zorlanır. Temel işlemlerde otomatikleşmeleri zaman alır, saati öğrenmekte güçlük çekerler, alışverişte para üstü alma verme konusunda zorlanırlar, sıralama yapmakta zorlanırlar, sağ ile solu karıştırırlar, örüntüleri fark etmekte iyi değillerdir. Ayrıca bu öğrencilerin matematik kaygıları da yüksektir ve bu durum onların matematikte başarılı olmalarına engel olur. Bu sebepten diskalkuli tanısı bulunan öğrenciler temel işlemlerde doğru cevabı verseler ya da doğru bir çözüm yöntemi kullansalar dahi bunu yaptıklarına inanmazlar, özgüvenleri zor gelişir. Basamak değerlerini algılamaları zordur ve toplama ile çıkarmayı ya da çarpmayı ve bölmeyi karıştırdıkları gibi basamak değerlerinin yerlerini de karıştırabilirler. Sayıları ters okuyabilirler. Örneğin 64 yerine 46 diyebilirler.

Diskalkuli tanısı bulunan öğrenciler ritmik saymada zorlanırlar. Ortadan başlayarak saymak istemezler. Örneğin 6’dan başlayarak 20’ye kadar ikişer ikişer say dendiğinde 2’den başlamak isterler. 15-6 işlemini yaparken 11 sonucu bulabilirler çünkü altıdan beşi çıkarırlar. Toplamanın fazla kelimesi ile çarpmanın kat kelimesinin ilişkili olduğunu karıştırabilirler. Bölme işleminde bölen ile bölüneni karıştırabilirler. Uzun süren işlemlerde hata yaparlar. En önemlisi de öğrendiklerini genelleştireme ya da başka konuya aktarmada zorlanırlar. Bu sebepten iyi bir problem çözücü olamayabilirler. Bunun yanında örneğin basit bir toplama işlemi yaparken cevabı hafızasından geri çağırmak yerine parmakları ile sayarak verirler. Hatta 5+4 işleminin cevabını verdikten hemen sonra 4+5 işlemi sorulduğunda tekrar saymaya çalışırlar, yani toplama işlemin değişme özelliği olduğunu düşünmekte güçlük çekerler. Sonuç olarak, diskalkuli tanısı bulunan öğrenciler kendilerini kullandıkları gelişmemiş stratejilerle de belli ederler.

Erken yaşlarda sayı kelimelerinin anlamını kavramada ya da sayı sembollerini anlamada zorluk çeken diskalkuli tanısı bulunan bir çocuğun ilkokul döneminde de öğrendiği bilgileri uzun süreli belleğe atmada sorunları olur. Örneğin bir gün 2×4’ün 8 olduğunu çok iyi bilirken bir başka gün bunu unutur ve hatta işlemi karıştırarak 6 cevabını verebilir. Sayı kelimelerinin anlamını kavrayamama ise bu yaşlarda 25’in 2 onluk ve 5 birlikten oluştuğunu kavrayamama olarak kendini tekrar gösterir.

Uzman Öğretici Ebru YILDIZ

İlginizi çekebilir: Özel Eğitimde Ritmik Sayma Öğretimi

""/
Genel

Mental Retardasyon

Zeka geriliği olarak tanımlanabilen mental retardasyon adaptif davranışlardaki bozukluklarla beraber görülen genel entelektüel fonksiyonların önemli oranlarda ortalamanın altında olmasıdır. Genellikle 18 yaş öncesindeki gelişimsel dönemde ortaya çıkar. Bu rahatsızlık bir hastalık olarak tanımlanmaz. Sadece adaptif ve entelektüel fonksiyonlardaki bozukluklar olarak tanımlanır. Bu rahatsızlıklarda sebep her zaman bulunmayabilir.

Mental Retardasyon Nedir ?

Kişinin zihinsel becerilerinin yaş ortalamasının altında olmasına mental retardasyon denir. Bu şekilde tanı konulan bireyler standart eğitim sisteminin beklentilerini karşılama konusunda yetersiz kalır. Problem çözme, muhakeme, akıl yürütme, hafıza, algı ve dikkat becerilerinde kronolojik yaşına paralel performanslar sergileyen bireyler genel beklentileri karşılayamaz. Bu nedenle kendi performanslarını en iyi şekilde sergileyebilmeleri için psiko- sosyal ve özel eğitim şeklinde programlarda olmaları önerilir. Bireyin ilk yaşlarından itibaren zeka geriliği düzeyine bağlı olarak farklı yoğunlukta belirtileri bulunur. Bu nedenle gelişim basamaklarında gecikmeler olmaktadır. Bu şekilde sorunları olan çocuklarda öğrendikleri şeyleri öğrenirken zorluk çektiği gibi öğrendikten sonra hatırlamakta da zorlanır. Kendi yaşlarından çok kendilerinden küçük çocuklarla iletişim kurmayı tercih ederler. Zeka geriliği nedenleri üç farklı başlıkta toplayabiliriz:

  • Doğum öncesindeki nedenler olarak kalıtım gösterilebilir. Özellikle ailede zeka geriliği tanısı olan bireylerin olması risk faktörünü artırır.
  • Doğum sırasındaki nedenlerde ise düşük doğum kilosu, erken doğum, doğum travmaları gibi olumsuzluklarda zeka geriliği oluşturabilir.
  • Doğum nedenler arasında ise doğum sonrasındaki enfeksiyonlar, travmalar, uyaran eksikliği gibi nedenlerde olabilmektedir.

Hafif Mental Retardasyon

Zeka geriliği farklı çeşitleri bulunur. Bunlardan biri hafif mental retardasyon olmaktadır. Bu başlıkta bireyler öğretilebilir olarak tanımlanır. Genel zeka geriliği olan grubun yüzde 85’i bu hafif zeka geriliği grubunda yer alır. Bu düzeyde olan çocuklar, tipik olarak konuşma ve toplumsal yeteneklerini okul öncesi dönemlerde elde ederler. Motor ve duyusal alanlardaki bozukluklar oldukça azdır. İleriki yaşlarda ayırt edilemeyebilirler. Onlu yaşlarda okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlara geldiklerinde ise kendi başına yaşayabilen bu bireyler, mesleki yeteneklerde kazanabilirler. Sadece alışılmışın dışında ekonomik ve toplumsal streslerle karşılaştıklarında yol gösterme ve denetime ihtiyaç duyabilirler. Bu grupta değerlendirilen bireyler uygun destek sağlandığında kendi bağlarına toplum içerisinde var olabilirler. Hafif zeka geriliğine sahip olan hastalarla iletişim için şu başlıklara dikkat edilmesi gereklidir:

  • Dikkatinin dağılmasını minimalize edilmesi
  • Kısa açıklamalar kullanmak
  • Basit bir dil kullanmak
  • Bilgi almak için daha çok zaman harcamak
  • Nedenlerin açıklanmasından kaçınmak
  • Oral Hijyenin eksikliğinin etkileri üzerinde odaklanmak
  • Konseptlerden ziyade aktivitelere yönlendirmek
  • Uyumluluğun teşvik edilmesi
  • Pozitif desteklemenin kullanılması
  • Sözlü övgüler tercih edilmesi iletişim alanında fayda sağlayacaktır.

Mental Retardasyon Belirtileri

 Çocukluk döneminde fark edilen mental reterdasyon pek çok belirti ile ortaya çıkar. Hafif derecede olan grup çocuğun okul eğitimine başlamasına kadar anlaşılmayabilir. Bilişsel yetenekler gerektiren sorumluluklar üstlenen çocuk yaşıtlarına ayak uydurmakta zorlanır. İleri düzey gruplarda ise fiziksek ve nörolojik yetersizliklerle kendini çocuğun erken yaşlarında gösterir. Hafiften ileri düzey gruplara kadar zeka geriliği yaşayan bireylerdeki belirtiler şu şekildedir:

  • Yetersiz entelektüel işlevsellik
  • Mikrosefali ve hidrosefali gibi doğumsal anormallikler
  • İşitme kaybı ya da konuşma güçlükleri
  • Görme bozuklukları
  • Anormal şekilli kulaklar konea opasitesi, basık düzleşmiş burun gibi yüz yapısındaki anormallikler
  • Epileptik nöbetler ve serebral palsi
  • Kaslarla ilgili spastisite ve hipotoni
  • Ani ve istemsiz sarsılma
  • Uyaranlara aşırı tepki ve hareketsizlik
  • Dikkat süresindeki kısalma ve hiperaktivite
  • Öğrenme güçlükleri gibi belirtiler zeka geriliğine işaret eder. Her belirti tek başına zeka geriliği olarak tanımlanamaz. Bu nedenle uzman desteği ile teşhis konulabilir.

İlginizi çekebilir: Konuşma Bozukluğu

""/
Genel

Konuşma Bozukluğu

Konuşma seslerinin doğru üretimi ile ilgili sorunlar konuşma bozuklukları oluşturur. Kullanılan kelime ve cümlelerin bir araya getirilmesindeki sorunlar da dil bozuklukları olmaktadır. Bu bozukluklar bireyler arasındaki iletişimi kısıtlar. Çok küçük yaşlarda başlayan bu bozukluklar nörolojik temelli olabiliyor. Farklı nedenlerden kaynaklanan bozukluklar gelişimsel olabileceği gibi ses tellerindeki rahatsızlıklardan dolayı da olabilir. Konuşma ve dil bozukluğu birbirinden farklıdır. Her iki durumda da bireylerin psikolojileri olumsuz bir şekilde etkilenebiliyor.

Akıcı Konuşma Bozukluğu

Akıcı konuşma bozuklukları kekemelik olarak tanımlanabilir. Konuşmanın ritminin ve akıcılığının tekrarlar, duraklamalar, uzatmalarla kesintiye uğraması olarak ta ifade edilebilir. Bu durum genel olarak 2 ile 7 yaşları arasında ortaya çıkıyor. En fazla görüldüğü yaşa aralığı ise 3 ile 5 yaşlarıdır. Erkek çocuklarında daha çok görülürken kızlarda görülme oranı 1/5 olmaktadır. Hemen hemen her birey konuşmasında ses, hece ya da kelime tekrarı yapabiliyor. Ancak ara bir olan bu akıcısızlıklar normaldir. Bu durum çok fazla tekrar ettiğinde bir konuşma problemine dönüşür. Kekemelik bireylerde psikolojik depresyonlara neden olur. Gerekli destekler alınmadığında konuşma problemi çok yönlü ve karmaşık bir sorun haline gelir.

Dil ve Konuşma Bozukluğu

Birey konuşulanları anlama ve bunun yanında kendini ifade etme becerilerinden birinde sorunları var ise bu durum dil ve konuşma bozukluklarına işaret eder. Bu kavramlar çok karıştırılır. Birbirinden çok farklıdırlar. Bireyler karşısındaki kişileri anlıyor ve düşüncelerini anlaşılır şekilde ifade etmekte zorlanıyor ise bu durum dil bozukluğuna işarettir. Bireyler sesleri net bir şekilde ifade edemiyor, ses düzeyinde sıkıntısı var ise bu durum kekemelik olarak ta tanımlanan konuşma bozukluğuna işaret eder. Dil ve konuşma bozuklukları genel olarak şu kategorilerde görülmektedir:

  • Gecikmiş dil ve konuşma
  • Artikülasyon ve Fonolojik Bozuklukları
  • Akıcılık sorunları
  • Ses Bozuklukları
  • Afazi
  • Yutma Bozuklukları
  • Motor Konuşma Bozuklukları

Yetişkinlerde Konuşma Bozukluğu Nasıl Giderilir ?

Sözel iletişimde yetişkinlerde zorluk çekebiliyor. Bu problemler arasında hızlı konuşma, kekeleyerek, kısık sesli, yavaş, takılmalı gibi problemler yaşanabilir. Farklı belirtiler arasında sesle ilgili kasların aniden kasılması, kelimelere zor erişme, ağızdan salya akması, sert yüz kasları da yer alıyor. Aniden yaşanan konuşma bozuklukları destek alınması gereken sorunlar işaret edebilir. Hatta bu durum altında yatan ciddi hastalıklar olabilir. Yetişkinlerde yaşanan bu durumlara neden olan belirtiler arasında spazmodik disfoni, afazi, disartri, vokal bozukluklar yer alıyor. Terapistler, konuşma bozukluğu uzmanları, diksiyon uzmanları tarafından tedaviler yapılabilir. Tedavilerde ses kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Kelimeleri tam çıkarabilmek, kelimelerin anlaşılmasını, cümle yapısı ve dil normlarının bilinmesi hedeflenen tedavilerde anlama ve çözümlemeyi geliştiren egzersizler yapılmaktadır. Hastanın kendine güvenmesi sorunun çözümünden en önemli kriterdir. Tıbbi tetkikler yapılır ve fiziksel sorun görülmüyor ise egzersizler yapılarak tedavi yapılır.

Dil ve Konuşma Bozukluğu Nedir ?

Dil insanların birbiri ile düşünce ve duygularını paylaşmak amacı ile kullandığı ortak sistemdir. Ancak dil ve konuşma birbirinden tamamen farklı olacaktır. Dil konuşma olarak düşünülmemelidir. Yazı ve işaret kullanımını da kapsar. Konuşma ise duygu ve düşünceleri içerir. Kuralların gerekli organlar ile fiziksel olarak üretildiği bir sistem olmaktadır. Dil bozukluğu duygu ve düşüncelerinin yeterli düzeyde sözel olarak aktarılmadığı bir sorundur. Konuşma seslerinin akıcı ve doğru bir şekilde üretmekte zorluk yaşanıyor ise konuşma bozuklukları ortaya çıkar.

Konuşma Bozukluğu Hangi Hastalığın Belirtisi

Çevresel, nörolojik ve fizyolojik faktörler nedenleri ile konuşma bozuklukları ortaya çıkar. Bu rahatsızlığın tedavisi için yapılan değerlendirme sürecinde bu nedenlerin hangisinin ya da hangilerinin etkin rol oynadığı belirlenir. Konuşma bozukluklarının nedenleri arasında şu şekilde başlıklar bulunuyor:

  • Çocukta bir tür zeka geriliği
  • Erken doğuma bağlı olarak gelişimsel süreçteki hatalar
  • İşitme problemleri
  • Otizm ve öğrenme güçlüğü

Konuşma alanında yaşanan bu sorunlar zaman içerisinde kekemeliğe dönüşebilir.

İlginizi çekebilir: Özgül Öğrenme Güçlüğü

""/
Genel

Geç Konuşma

Çocuklar yaşı ile uyumlu beklenen konuşma sağlayamıyor ise bu çocukta konuşma bozukluğu ya da geç konuşma sorunları oluşabilir. Herhangi bir organa bağlı olan konuşma bozukluğu organik bozukluk olarak tanımlanırken herhangi bir organ üzerinden bozukluk olmadan ortaya çıkan durumlara ise işlev bozukluğu olarak ifade edilebilir. Konuşma bozukluğu farklı nedenlerden dolayı yaşanabilir. Bunlardan biri de kulak burun boğaz olacaktır. Çocuklarda konuşma olması için dil becerisi gelişmiş olmalıdır. Ses üretimi yapmalı ve konuşma için farklı organlarında bozukluklar olmamalıdır. Konuşması geciken çocuklarda beyin, sinir sistemi, kas iskelet sistemi, göz, kulak burun boğan problemleri incelenmelidir.

Geç Konuşma Nedir ?

Çocuk yaşından beklenen gelişim gereği konuşma geciktiğinde buna geç konuşma sorunu deniliyor. Çocuğun gelişmesinde etkili olan pek çok faktör bulunur. Konuşmanın gecikmesinin en önemli sebeplerinden biri işitme azlığıdır. İşitme sorunları doğumsal olabileceği gibi sonradan yaşanan olumsuzluklar nedeni ile de ortaya çıkabilir. Eğer çocuk sadece yüksek sesleri duyuyor ise işitme kaybından dolayı olmayabilir. Bunun yanında fark edilmemiş dil bağı ve damak yarığı da konuşma bozukluğu meydana getirir. Çocuk psikiyatrisi ve çocuk nörolojisi bir arada çalışarak konuşma bozukluklarını ve ardından nedenleri tespit eder. Bu şekilde tedavi çok daha başarılı sonuçlar verir. Eğer çocukta organik problemler bulunmuyor ise sorun işlevsel olabilir. Bu durumun nedeni ise psikiyatrik rahatsızlıklar olacaktır.

Geç Konuşma Tedavisi

Halk arasında geç konuşan çocuklara ailede var ise genetik bir sorun gözü ile bakılabiliyor. Dil becerisinin ne kadar önemli olduğunun fark edilmemesi tedavi alanında da geç kalma ortaya çıkarabiliyor. Gelişimsel pediatrinin kendini gösteren ana konularından biri olan geç konuşma çocuklarda farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor. İlgili organların koordinasyonu ile konuşma gerçekleşmekte ve konuşma, ses kalitesi, seslerin boğumlanması ve akıcılık gibi kavramları bulunmaktadır. Ebeveyn doğru bir şekilde takip etmeli ve sorunlar olduğunda uzman desteği almalıdır. Çocuk iki buçuk yaşında sorulan sorulara baş sallama ve söz ile yanıt vermiyor ise konuşma terapisi desteği alması önemlidir. 3 yaş öncesinde başlayan tedaviler çocuğun gelişimsel eğrisini değiştirebilir. Hem dil hem de konuşma alanındaki bozukluklar için erken müdahale oldukça faydalı olacaktır.

Çocuğun Geç Konuşma Nedenleri

Çocuğun konuşmasına ve işitmesine engel oluşturan patolojiler araştırmalı ve psikolojik engel varlığı değerlendirilmelidir. Sonrasında yaşına uygun zeka ve gelişim testleri yapılabilir. Bunun yanında sinir ve kas sistemini etkileyebilecek rahatsızlıklar da değerlendirilmelidir. Bu alanlarda gözlemler ve testler normal ise geç konuşma ardında çevresel faktörler olabileceği düşünülmelidir. Konuşma bozukluğunun nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Ailesel dil gecikmeleri
  • Gelişimsel dil bozukluğu
  • Prematüre doğumdan kaynaklanan büyüme geriliği
  • İki dil konuşulması durumunda çatışmalar yaşanması
  • İşitme algılanması sorunları ve işitme kayıpları
  • Otizm ve zeka geriliği yapan hastalıklar
  • Psikososyal uyaran eksikliği
  • Çocuğa konuşma fırsatının verilmemesi

Çocuklarda Geç Konuşma

Bir çocuğun geç konuşma nedenleri arasında dil yetisinden yeteri kadar yararlanmaması bulunuyor. Bu sorunların olabildiğince erken bir şekilde saptanması tedavi açısından çok önemlidir. Organik sorunları bulunmayan çocuklar, ailede geç konuşma öyküsü olan yakını bulunanlarda bekle- gör yöntemi denenebilir. Erkek çocukları kız çocuklarına göre gelişimsel dil gecikmesi daha çok olabilir. Ebeveynlerin çocukların dil gelişimine katkı sağlaması için eğitimi de önemlidir. Çocukların etkin ve yeterli bir şekilde iletişim kurması için çocuklara konuşma fırsatı verilmesi de çok önemlidir. Özellikle üzerine titrenen çocuklara aileler farkında olmadan söz hakkı vermiyor. Çocuklar bir şey istediklerinde bu isteklerini sözel bir şekilde ifade etmeleri beklenmektedir. Günlük iletişimlerde çocuğa sor yönetilerek cevaplaması için zaman ayrılmalıdır. Çocuğun kısa öyküler oluşturması için çaba harcanmalıdır.

İlginizi çekebilir: Öğrenme Güçlüğü Nedir?

""/
Genel

Manuel Terapi

Pek çok insanın şifa bulduğu bir tedavi yöntemi olan manuel terapi tıbbın en eski ve klasik uygulamalarından biridir. Omuz ve el bileği, kalça rahatsızlıkları, fibromyaljide, dirsek sorunları ve omurga problemlerinde kullanılan bu tedavi başarılı sonuçlar veriyor. Bel ve boyun fıtıklarında da çok ters durumlar bulunmadığı sürece yüzde 90 oranında başarı elde edilebiliyor. Eklem rahatsızlıkları gibi durumlarda bireylerde işlev ve ağrı, hareket ve duruş sorunlarına neden olabilir. Bu terapilerle özelikle kronik sırt ve bel ağrısı çeken kişilerde önemli oranlarda rahatlama sağlanabiliyor. Farklı teknikler içeren bu terapilerde masaj şeklinde kas ve yumuşak dokulara basınç uygulanıyor.

Manuel Terapi Nedir ?

İskelet ve kas sistemini ilgilendiren tüm rahatsızlıklarda uygulanabilen manuel terapi tıp bilgilerine dayanan bir tedavi şeklidir. Fizik tedaviyi de içine alan bu terapiler tüm hastalar için uygulanabiliyor. Elle yapıldığı için bu ismi almış ve pek çok ülkede yüzyıllardır uygulana gelmektedir. Uygulayıcılar eklem disfonksiyonu, kas gerginliği, kas spazmı gibi ağrıları azaltmak için bölge üzerindeki eklemleri manipüle eder. Kas dokusuna baskı yapılır. Bu baskı kaslarda rahatlama meydana getirir. Dolaşımı artıran  bu terapi, hasarlı dokuyu parçalamaya da yardımcı olur. Yumuşak dokular üzerindeki ağrılarda azaltı labilir. Terapilerde hareketler farklı hızlarda uygulanır. Bu yönteme manipülasyon yöntemi denilir. Kemik ve eklemleri çekmek, bükmek ya da kuvveti itmek için kullanılır.

Manuel Terapi Faydaları

Ameliyatın eşiğine gelmiş pek çok hastayı iyileştirme sürecine geçişini sağlayan bu terapiler pek çok avantajı bir arada barındırır. Bunlardan en önemlisi iyileşme sürecinin hızlanmasıdır. Diğer tekniklere göre iyileşme süreci manuel terapi alanında çok daha kısa olacaktır. İkinci bir avantajı ise ilk seanstan itibaren oldukça etkili sonuçlar alınmasıdır. Terapilerde anında ağrı ve gerginlik azalır. Buna bağlı olarak hareket yeteneği artar. Başarı oranı da diğer tekniklere göre oldukça fazladır. Bu nedenle çok fazla talep görür. Hasarlı alana direk yapılan elle müdahalelerde hiçbir yan etki oluşmaz.

Manuel Terapi Fiyatları

Eklem ve kas sistemine bağlı pek çok hastalık üzerinde bu terapiler başarılı şekillerde uygulanabiliyor. Bunlar arasında bel fıtığı, bel kayması, boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, eklem sorunları, kas yırtılması, donuk omuz, dirsek ve el bileği rahatsızlıkları, kalça çıkıklıklarında da manuel terapi uygulamaları başarılı sonuçlar veriyor. Yapılan uygulamaya ve rahatsızlığın türüne göre fiyat aralıkları değişiyor. Ücret için tanı ve tedavi bulunur. Yaşam hikayesi ve hastanın şikayetleri dinlenir. Yapılan muayede sorun tespit edilir. Rahatsızlığın türüne göre seanslar ve tedavi şekilleri belirlenir. Bu alanlarda fiyatlar değişir. Kronik ağrılarda uzun seanslar olabiliyor. Bu durumlarda da fiyat aralıkları değişebilir. Hastanın ağrı hikayesine göre terapiler değişir. Seans sayılarına göre de brüt fiyat belirlemesi sağlanabilir.

Manuel Terapi Ankara

Terapiler öncesinde uzman hekimler olası riskleri önleyebilmek için ayrıntılı değerlendirmeler yapılır. Kas, sinir ve kemik hasarlarının tespit edildiği bu değerlendirmelerde amaç ilaç kullanmadan manuel terapi ile tedavinin sağlanmasıdır. Bunun için bası ve germe hareketleri kullanılır. Şeker, kalp gibi hastalıklar bu terapilere engel değildir. Terapiler uzman doktorlar tarafından yapılır. Tıp eğitimi olmayan kişiler gerekli bilgi ve yetkinlikten uzak olacağı için hastayı yanlış değerlendirebilir ve yarardan çok zarar verebilir. Ankara da terapi arayışında olan bireyler alanında uzman hekim arayışında olmaktadır. Ancak bu şekilde yapılan terapiler amacına uygun sonuçlar verecektir. Hedeflenen fayda oluşacaktır. Terapi taleplerinizde yumuşak doku, eklem, ger ve say teknikleri kullanılarak hastalıklara tedavi oluşturacak çözümler hazırlanmaktadır. Pek çok önemli hastalığın, kronik hale gelen ağrıların bu şekilde tedavileri yapılabiliyor.

İlginizi çekebilir: BEP Planı

""/
Genel

Özgül Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme bireyin bilgiyi algılama, yeri gelince kullanma, zihinde organize ederek tutma olarak ifade edilebilir. Akademik süreçler ilk etapta akla gelse de hayatın sosyal ilişkiler, benlik bilinci ve duygular gibi alanlarda öğrenme olur. Okul ortamında akademik başarılarının akranlarına kıyas ile daha düşük olması, duygusal kusurlar, normal üstü zekaya sahip olma durumu da özgül öğrenme güçlüğü ortaya çıkarabilir. Çocuklar matematik, dinleme, yazma ve okuma gibi spesifik bir alanda zorluklar olması da bu alanda problemlerin olduğu anlamına gelir. Bu öğrenme güçlüğünde çevresel ve genetik faktörler bulunur. Nörobiyolojik temelli bir durum olan bu öğren güçlüğü için bireylere ilkokul çağında tanı konulmaktadır. Toplumda çok sık olarak rastlanmaktadır.

Özgül Öğrenme Güçlüğü Nedir ?

Bireylerin okuma, yazma ve akademik alanda yaşıtlarına ve zekasına göre beklenilenin altında olması özgül öğrenme güçlüğü işaretidir. Bu öğrenme bozukluğunda birkaç tip bulunuyor. Bunlar arasında disleksi, disgrafi, diskalkuli bunlar arasında yer alır. En çok görülen tipi ise Disleksi olmaktadır. Disleksi okuma alanında güçlük olarak tanımlanıyor. Nedenleri tam olarak belirlenmiş değildir. Yapılan araştırmalarda bu sorunun nedenlerinin merkezi sinir sisteminin işleyiş bozukluğundan kaynaklandığı düşünülüyor. Yapısal bir sorun olarak ifade ediliyor. Zeka geriliği ile karıştırılmamalıdır. Bu alanda tanı alan çocuklar normal zeka düzeylerine sahiptir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü Tedavisi

Tedavi için tanı konulması çok önemlidir. ÖÖG tanısı özel standart testler aracılığı ile yapılır. Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar tarafından yapılan bu testler okul öncesi dönemde bazı belirtileri olmasına karşılık daha çok okul çağındaki çocuklarda tanı konulabilmektedir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ile birlikte özgül öğrenme güçlüğü görülür. İkisi farklı kavramlardır. Bu alanda tanı konulan çocuklarda okul başarısı oldukça düşüktür. Yaşanılan hayal kırıklığı ve başarısızlık özgüven eksikliğine neden olabiliyor. ÖÖG bireysel olarak uygulanan standart testler ile kişinin kronolojik yaşı ortaya çıkar. Ölçülen zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurularak bu testler yorumlanır. Tedavisinde ise psikoeğitimler vardır. Okulda verilen eğitimlerden farklı olan bu eğitimlerde çocuk normal eğitimine devam ederken bireysel ya da grup halinde özel olarak eğitimlere alınır.

Özgül Öğrenme Güçlüğü Eğitimi

Ebeveynler öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarına destek olmak için kendilerinin de bu konuda eğitim alması gereklidir. Çünkü çocuklarına belirli bilgi ve becerileri öğretebilmek, ortaya çıkan sorunlarla baş edebilmek, çocuğun potansiyelini ve sınırlarını anlamak için eğitim çok önemlidir. Çocukların gelişimlerinde sorumluluklarını yerine getirmeleri ve verilen eğitime yardımcı olmaları eğitimlerde hedeflenen davranışların kazandırılmasını sağlayacaktır. Bu alanda öğrenme güçlüğü çeken bireyin okul, rehabilitasyon ve özel eğitim merkezlerinde eğitim alması gereklidir. Bu eğitimlerin ev ortamında da sürdürülmesi eğitimde hedeflenen başarılara ulaşma anlamında çok büyük avantaj sağlayacaktır.

Özgül Öğrenme Güçlüğü Belirtileri

En çok görülen özgül öğrenme güçlüğü disleksi olmaktadır. Bu da okuma bozukluğu olarak tanımlanabilir. Hecelemekte zorlanma, harflerin şekilleri ile seslerin eşleştirmeme, harf ve ses uyumu ile bu öğrenme güçlüğü kendisini gösterir. Disleksi dışında yazılı anlatım bozukluğu ve matematik bozukluğu gibi öğrenme güçlükleri de vardır. Bu öğrenme güçlüğünün şu şekilde genel belirtileri olabilir:

  • Okunamayan ve yavaş ilerleyen el yazısı
  • Belli kelimeleri ve harfleri fazla, eksik ya da ters yazma
  • Küçük- büyük harf hataları, noktalama işaretleri gibi süreklilik gösteren imla hataları
  • Kelimeler arasında hiç boşluk bırakmama ya da çok gereksiz yerlerde boşluk bırakma
  • Matematik işlemlerinde zorlanma
  • Sık eşyaların kaybedilmesi sorunu, aşırı dağınıklık ve düzensizlik
  • Kaba ve ince motor becerilerinde yaşanan olumsuzluklar

İlginizi çekebilir: Manuel Terapi

1 2 3