Category

Genel

Home / Genel
"Postür
Genel

Postür Bozukluğu

Postür bozukluğunun neden olabileceği pek çok bozukluk vardır bunlar da kifoz, skolyoz ya da lordoz gibi rahatsızlıklardır. Aslında kifoz ve lordoz eğrilikleri omuriliğimizin belirli bölümlerinde görülmektedir. Örneğin boyun omurları arasında lordoz, sırt omurları arasında kifoz ve bel omurları arasında yine lordoz eğrilikleri bulunmaktadır. Yanlış postür ve zamana bağlı hareketsiz eğilerek çalışma, yük taşıma işleri ile uğraşma veya masa başında uzun süre oturma gibi sebepler yüzünden bu eğrilikler artabilmektedir. O halde doğru ve normal duruş nasıldır ve postür bozukluğunu önlemek için nasıl durmamız gerekir konuşalım.

İlginizi çekebilir: Kaba Motor Becerileri Nelerdir

  • Baş dik ve yandan bakıldığında kulaklar omuz hizasında olmalıdır. Göğüs dik olmalıdır.
  • Bel ve boyundaki eğrilikler korunmalı ve normalinden fazla veya az olmamalıdır.
  • Karın düz olmalıdır.
  • Omuzlar dik olmalıdır.

Oturarak iş yapanların, özellikle de mesleği bilgisayar ekranı başında olan veya oturarak çalışan terzi gibi meslek gruplarına dahil kişiler postürünü korumaları için uygulamaları gereken duruş şu şekilde olmaktadır;

  • Yük her iki kalçanıza da eşit şekilde dağılmalı. 
  • Bel ve sırt dik olmalı.
  • Masaya yakın oturulmalı ve bu şekilde öne eğilim azaltılmalı.
  • Kollar, sırt ve omuz desteklenmeli ve bu şekilde vücuda binen yük azaltılmalı.

Uyurken rahat olmak ve vücuda binen yükü belirli yerlerde toplamamak önemlidir. Sabah uyandığınız zaman boyun ve sırt ağrıları ile kalkıyorsanız uyku yatış postürünüzü de düzeltmeniz gerekmektedir. Doğru yastık tercihi ve doğru postür ile boynunuzun sabah kalktığınızda tutulmuş olmayacağını, sırtınızın ağrımayacağını göreceksiniz. Yatacağınız yatak sert ve düz olmalı ve yayları gevşek olmamalıdır. Çok alçak veya yüksek, çok yumuşak yastıklar tercih edilmemeli. Ortopedik yastık kullanılabilir. 

Postür Düzeltme Egzersizleri

Postür; Vücudun normal eğriliklerinin korunduğu ve eklemlere uygulanan kuvvetin vücuda eş olarak dağılması anlamına gelir. En az çaba ile elde edilen düzgün duruştur. Omurga ve duruş bozuklukları çağımızda hareketsizlik, yanlış egzersiz yapımı ve genetik hastalıklar olarak sıklıkla görülen bir durumdur. Masa başı iş yapanlarda, hareketsiz kalanlarda veya kazalar sonucu omurilik yaralanmalarında duruş bozuklukları meydana gelebilmektedir. Vücudun yanlış bir şekilde duruşu da omurilikte değişikliklere ve dolayısıyla da tıp dilinde kifoz olarak adlandırdığımız kamburluğa vesile olabilmektedir.

Sadece omurilik olarak değil yanlış duruş pek çok iç ve dış hastalıklara neden olmaktadır. Baş, boyun ve gövdenin doğru bir biçimde konumlandırılması ve duruş bozukluğunun önüne geçilmesi için doğru duruş alışkanlığı kazandırmak bu tür hastalıkların önlenmesinde önem taşımaktadır. Örneğin kamburluk gibi rahatsızlıklarda bel, karın ve kalça kasları güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Duruş bozuklukları olan kişilere fizik tedavi uzmanları ve fizyoterapistler tarafından eğitim verilerek kişinin vücudunu doğru bir şekilde kullanabilmesini, postür düzeltme egzersizlerini doğru bir şekilde uygulayabilmeyi veya doğru oturma, nesneleri doğru kaldırma-indirme gibi basit alışkanlıklar edinmeyi sağlamaktadır.. Postür eğitimi çocuk yaşta verilerek alışkanlık olarak kazandırılması esastır. Vücudumuz bizim evimiz ve ona iyi davranmayı öğrenmemiz gerekmektedir. Gelecek çağın en önemli hastalıkları hareketsizlik nedeni ile ortaya çıkacağı düşünülmektedir. vücut sağlığı güvence altına alınmalıdır.

Postür Düzeltme Hareketleri

İyi bir postür ile duruş ve dengeniz sağlam, görünüşünüz düzgün ve güzel olacaktır. Eklemlere yaptığınız basınç her iki tarafınıza da eşit ve eklemleriniz üzerinizdeki baskı daha az olacaktır. İyi bir postür sayesinde organlarınız daha düzgün çalışmaktadır ve daha az yorulmanızı sağlar. Sağlıklı bir hayat ve sağlam bir vücut duruşu için yapabileceğiniz postür düzeltme egzersizlerini şu şekilde listeleyebiliriz:. 

  1. Çocuk duruşu: Omurga kaslarının uzamasını sağlar ve bel kaslarını çalıştırır. Dizler üzerine oturulur ve yüz yere yaklaştırılır. Dizler arasında hafif aralık bırakılır. Alın yere yaslanır. Kollar gövdenin ilerisine olabildiğince uzatılır. 5 dakika bu pozisyonda beklenir.
  2. Öne eğilme: Omurga, diz ve kalça kaslarını çalıştırmayı sağlar. Yere oturulur ve bacaklar bitişik olacak şekilde uzatılır. Gövde olabildiğince aşağı ayaklara doğru yaklaştırılır ve dizlere kadar baş yaslanmaya çalışılır. Eller ileride ayak tabanlarına kadar uzanır. 1 dakika kadar bu pozisyonda beklenir.
  3. Plank: Plank hareketi duruşu düzeltmede oldukça etkilidir. Sırt kaslarını, karın kaslarını, göğüs ve bacak kaslarını çalıştırmaya yardımcı olmaktadır. Dik bir şekilde yere uzanılır. Ön kollar yere yaklaşık doksan derece açı yapacak şekilde yaslanılır. Ayaklar parmak uçlarından destek alınarak dik bir şekilde uzatılır ve birbirine tam yan yana gelmeyecek şekilde yakın tutulur. Vücut yere paralel ve dik bir şekilde tutulur. Baş ve boyun gövdeye göre ileride ve düz tutulur. Setler halinde 15-20 saniye aralıklarla birkaç kez tekrarlanır.
  4. Şınav çekmek: Şınav çekmek de tıpkı plank hareketini yapmak gibi postür için oldukça sağlıklıdır. 
  5. Kedi pozisyonu: Özellikle de kamburu (kifoz) olan insanlar için en uygun egzersizlerden biridir. Kifozu olan hastaların karın kaslarını güçlendireceği egzersizler yapması gerekmektedir. Kedi pozisyonu bunun için idealdir. Eller ve dizler yere konur ve omuz hizasında açılır. Bacaklar yere doksan derece ve dik olacak şekilde tutulur. Kalça hafif dışarı doğru yükseltilir.

İlginizi çekebilir: İnce Motor Becerileri Nelerdir

"Kaba
Genel

Kaba Motor Becerileri Nelerdir ?

Motor gelişimi fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişiminin getirisi olarak hareket becerilerinin kazanılması olayı olarak tarif etmek mümkündür. Çocuğun gelişimi arasında her şeyin arasında belirli ve orantılı bir ilişki vardır ve bu gelişimin göstergesi davranış olarak adlandırılmaktadır. Kaba motor becerileri büyük kas hareketleri kullanılarak performans sağlamaktadır. İnce motor becerilerden daha fazla enerji sarf etmeyi gerektirir. Oturma, emekleme, yürüme, koşma, zıplama, tırmanma, sekme, hoplama gibi büyük kasları kullanarak elde ettiğimiz hareketleri kapsamaktadır. Kaba motor becerileri denge kurabilmeyi ve vücudun koordinasyonunu sağlayabilmeyi gerektirmektedir. Çocuk spor yaparken ve grup halinde oyun oynarken kaba motor becerilerini geliştirmektedir. Kaba Motor Becerileri Nelerdir ? Kaba motor gelişimi ile çocuğun fiziksel uygunluğu arasında önemli bir bağlantı bulunmaktadır. 

İlginizi çekebilir: İnce Motor Becerileri Nelerdir

Büyük kas hareketleri 4 grupta incelenmektedir.

  1. Lokomotor hareketler: Yer değiştirmeyi gerektiren koşma, atlama, hoplama gibi hareketler.
  2. Lokomotor olmayan hareketler: Yer değiştirme gerektirmeyen itme, dönme, germe, salınım gibi hareketler.
  3. Denge: Statik ve dinamik denge olarak ikiye ayrılır.
  4. Nesne kontrol becerisi: Top sürebilme, top atabilme, fırlatma ve vurma gibi hareketler.

İnce motor gelişimde de olduğu gibi çocuğun her yaşında farklı başarılar ve beceriler elde etmesi beklenmektedir. Genellikle 2-3 yaş civarları gibi çocuk denge ve koordinasyon hareketlerini oldukça geliştirmeye ve kaslarını daha iyi kullanmaya başlamaktadır. Çocuğun motor gelişim açısından gelişimsel sürecinin takip edilmesi ve yaşına göre kullanabildiği becerilerin analiz edilmesi ebeveynler açısından önem taşımaktadır. Çocuğun yaş grubuna kıyasla daha geç kaba motor becerilerini yerine getirmesi veya bazı becerileri yerine getirememesi dahilinde bir uzmana danışmak zorunludur. 6 yaşa kadar çocuğunuzun edinmesi gerektiği becerileri yaş ve aylık gruplara ayırarak gösterelim;

3 aylık bebeklerde kaba motor gelişim:

  • Elini ağzına götürür.
  • Sırtüstü yatarak başını yana çevirir.
  • Kollar bacaklara kıyasla daha hareketlidir.

6 aylık bebeklerde kaba motor gelişim:

  • Kolları ve bacakları daha kolay büker.
  • Bacakları ile tekme atma hareketi yapar.
  • Yuvarlanma hareketi yapar.
  • İki elini birleştirir.

12 aylık bebeklerde kaba motor gelişim:

  • Yerde yuvarlanır.
  • Kısa bir süreliğine yerde tek başına oturabilir.
  • Emekler.

1 yaş çocuklarda kaba motor gelişim:

  • Tek başına yürüyebilir.
  • Emekleyerek merdiven çıkmaya başlayabilir.
  • Yatar pozisyondan oturur pozisyona geçebilir.
  • Bir desteğe tutunarak ayağa kalkabilir.
  • Oyuncak kutularını itip çekebilir.
  • Sandalye ve koltuğa çıkabilir.
  • Yere düşen bir nesneyi alabilmek için eğilir ve destek alarak kalkabilir.

2 yaş çocuklarda kaba motor gelişim:

  • Daha dengeli koşar ve yürümeye çalışır.
  • Aldığı nesneleri yerine koyar.
  • 2.5 yaş civarı büyük bir topa yavaşça vurabilir.
  • Ayakkabılarını giyebilir.
  • İki ayağını aynı anda kullanarak zıplayabilir.

3 yaş çocuklarda kaba motor gelişim:

  • Düşmeden koşabilir.
  • Bir topa daha hızlı vurabilir ve birine atabilir.
  • Tek ayak üzerinde bir süre durabilir.
  • Ona fırlatılan bir topu tutmaya çalışır.

4 yaş çocuklarda kaba motor gelişim:

  • Hızını değiştirerek koşabilme ve yön değiştirme yapabilir.
  • İki ayağını kullanarak merdiven çıkabilir.
  • Top yakalayabilir.
  • Tek ayağının üzerinde bir süre durur.
  • Merdivenleri koşarak inip çıkabilir.

5 yaş çocuklarda kaba motor gelişim: 

  • Bir çizginin üzerinde dengeli bir şekilde yürür.
  • Zıplama egzersizleri yapar ve tek ayağı üzerinde zıplar.
  • Eğilerek parmak uçlarına dokunur.
  • Elleri ile bir nesneyi sıkıca kavrayabilir.

6 yaş çocuklarda kaba motor gelişim:

  • Ayakkabılarını bağlayabilir.
  • Kolaylıkla atlar ve zıplar, koşması güçlenir.
  • Objelerin üzerinden atlayabilir.
  • Nesneleri fırlatmak istediği yere isabet ettirir.
  • Dört tekerlekli bisikleti yardımsız sürer.

Motor gelişimi geliştiren aktiviteler nelerdir? 

Motor gelişimi destekleyecek ve çocuğun eğlenerek verim alacağı aktiviteler kaslarını yeterince kullanabileceği ve enerji harcayabileceği oyunlar olmalıdır. Çocuk, arkadaşları ile birlikteyken oyunlardan daha fazla keyif almaktadır. Ebeveynlerin görevi çocukları için güvenli ve kendini yalnız hissetmeyeceği ortamlar hazırlaması olacaktır. Ebeveyn, çocuğunun hareketini kısıtlamamalıdır. Çocuğun koşma ve zıplama gibi kaslarını ve enerjisini kullanabilmesine olanak sağlamalıdır. Bu tür desteklerin haricinde motor gelişimi geliştirmek için eğlenceli aktiviteleri sıralayalım.

  1. İp atlama aktiviteleri
  2. Top aktiviteleri
  3. Tırmanma aktiviteleri
  4. Engelli koşular
  5. Hareket bulma
  6. Paraşüt aktiviteleri
  7. Ritmik aktiviteler
  8. Dans ve müzik 
  9. Tekerlek aktiviteleri
  10. Jimnastik hareketleri

Çocuğun kendi vücudundan maksimum düzeyde yararlanması ve kendi hareketlerini keşfedebilmesi sağlanması esastır. Ebeveynin çocuğu için hobi alanlarını bulmasında yardımcı olması ve hoşlanabileceği aktiviteleri beraber deneyerek öğrenmeleri gerekmektedir.

İlginizi çekebilir: Postür Bozukluğu

"İnce
Genel

İnce Motor Becerileri Nelerdir ?

İnce motor becerileri doğumdan başlayıp gelişim sürecince edinilerek el işleri ile ilgili faaliyetlerin yerine düzgün olarak getirilebilmesini sağlamaktadır. Çocuğun ellerini kullanarak kendi öz bakımını ve akademik becerilerini karşılayabilmesini, işlerini yerine düzgün olarak getirebilmesini sağlar. İnce Motor Becerileri Nelerdir ? Örnekler üzerinden gitmek gerekirse ince motor sayesinde yerine getirilen becerileri şu şekilde sıralayabiliriz;

  1. Çocuk kendi kendine giyinir, dişlerini fırçalar ve tek başına çatal, bıçak veya kaşık kullanmakta zorlanmaz. 
  2. Boyama, makas kullanma, kalem tutma veya yazı yazma gibi akademik el becerilerini kullanabilir ve geliştirir.
  3. Kitap sayfalarını kendi kendine çevirebilir.
  4. Kil hamurlarına, oyun hamurlarına veya oyun kumlarına şekil verebilir.
  5. Boncuk dizme gibi her iki el parmaklarını kullanır ve göz takibini gerektirecek becerileri yerine getirir.

İlginizi çekebilir: Kaba Motor Becerileri Nelerdir

İnce motor becerileri doğumdan itibaren belirli dönemlere ayrılarak gözlemlenmektedir. Çocuğun gelişimi boyunca farklı dönemlerde farklı ince motor becerilerini gözlemlemek mümkündür.  Örneğin bir yaşında olan bir çocuk oyuncak küpler ile oynarken ancak 3-4 tanesini üst üste dizmeyi başarabilir. Bir yaş grubunda olan bir çocuktan bu oyuncak küpler ile detaylı ve düzgün şekiller oluşturması beklenemez. Bu tür bir beceriyi altı yaşlarında tam anlamıyla kazanabilmesi beklenir. Doğumdan itibaren altı yaşın sonuna kadar edinilen ince motor gelişimlerini konuşalım.

0-4 Ay: 

  • Sağ ve sol kollarının koordinasyonunu sağlayabilir.
  • Ulaşmak istediği nesneyi vücudunun orta hattında tutabilir.
  • Kollarını ve ellerini görüş alanında bulunan bir nesneye doğru uzatabilir.
  • Eline verilen bir nesneyi tutar.
  • İki elini bir araya getirebilir.

4-5 Ay:

  • Ellerinde bulunan bir nesneyi ağzına doğru yaklaştırabilir.
  • Elinde bulunan nesneyi bir elinden öbürüne koyabilir.
  • Ulaşmak istediği nesneye uzanır ve dokunur.
  • İki eliyle nesne tutabilir.

6-7 Ay:

  • Biraz daha uzağında bulunan nesnelere ulaşır ve tutar
  • Tabağa koyduğunuz yemeğe tırmıklama hareketi yaparak avcuna alır.
  • Aynı anda iki eliyle de nesneleri kavrar.
  • Küçük nesneleri eline alabilir.

8-9 Ay:

  • Elinde olan bir nesneyi kontrollü bir şekilde bırakabilir.
  • Bir nesne düştüğü zaman arkasından bakar.
  • El-göz koordinasyonu gelişir.

10-12 Ay:

  • Kitap sayfası çevirebilir.
  • Bir topu yuvarlayabilir.
  • Bir nesneyi baş parmağı ve işaret parmağı arasında tutar.
  • Kağıda karalamalar ve işaretler çizebilir.
  • Legoları iç içe geçirebilir.
  • İstediği bir nesneyi işaret parmağı ile gösterir.
  • Küçük nesneleri toplayabilir.

1 Yaş:

  • Desteksiz oturabilir.
  • Saklanan nesneleri bulur.
  • Hafif bağlı düğümleri çözebilir.
  • 3-4 küpü üst üste koyabilir.
  • Otururken dengesini ayarlayabilir.
  • Kitapların sayfasını tek tek çevirebilir.

2 Yaş:

  • 8 tane küpü üst üste koyarak kule yapabilir.
  • Tek başına ellerini yıkayabilir.
  • Dairesel rastgele şekiller ile karalayarak boyama yapabilir.
  • Küçük şeker paketlerini açabilir.

3 Yaş:

  • Taklit ederek şekil çizmeye çalışabilir. Özellikle daire çizmek ister.
  • Kağıdı makas ile parçalar.
  • Kağıdı ikiye katlar.
  • Resimli kitaplara ve dergilere bakar.
  • 6 lego parçasını iç içe geçirebilir.
  • Çarpı şekli çizmeye çalışır.

4 Yaş:

  • Parmaklarını şıklatarak sesler çıkartır.
  • Düğmelerini ilikler ve çözer.
  • Çöp adam çizmeye çalışır.
  • Boncuk dizebilir.
  • Destekle giyinir ve soyunur.
  • 9 veya daha fazla katlı kuleler yapabilir.
  • Düz çizgiler kesebilir.
  • Basit yapbozları tamamlar.

5 Yaş:

  • Çizgilerin dışına taşırmadan boya yapabilir.
  • Kare ve çarpı işaretlerini çizebilir.
  • Çatal ve kaşık kullanabilir.
  • Birkaç harf yazabilir ve kelime yazmaya çalışır.
  • Ayakkabılarını bağlayabilir ya da çözebilir.

6 Yaş:

  • 15-20 parçalı puzzle bitirebilir.
  • Daha düzgün makas kullanır.
  • Adını yazar.
  • Çöp adam çizebilir.
  • Kalem tutuşu düzelir.

İnce motor gelişimi kazanımlarını yerine getirmekte güçlük veya problem yaşayan çocuklarda bu becerileri geliştirmeye yönelik çalışmalar uygulanmalıdır. Çocuğunuzda ince motor becerileri için bulunduğu ay veya yaş grubu içerisinde yerine getirebilmesi gerektiği becerilerde birtakım problemler ve gecikmeler yaşandığını düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almanız gerekmektedir. Çocukların ince motor gelişim takibi için Denver gelişim tarama testi uygulanmaktadır.

İnce Motor Becerileri Nasıl Geliştirilir?

Çocukların ince motor becerilerini evinizde yapacağınız etkinlikler ile geliştirebilirsiniz. Özel eğitim gereksinimi olan çocuklarda da yine aynı şekilde el becerilerini kuvvetlendirecek araçlar ile desteklemek gerekmektedir. Çocuğun el aktivitelerini geliştirebileceği araçlardan yararlanmak faydalı olacaktır. İnce motor nasıl geliştirilir? Maddeler şeklinde anlatalım.

  1. Çocuğunuzun ince motor becerilerini geliştirebilmesi için ona uygun ortam sağlamanız gerekmektedir. Bir çocuğun kendini rahat hissedebilmesi için en uygun ortam sağlanmalıdır. 
  2. Çocuğun öğrenme süreci boyunca aldığı desteği minimuma indirmeli ve gerçekten ihtiyaç duyduğu anlarda müdahale etmelisiniz. Çocuk gelişimi boyunca yapılan en büyük hatalardan bir tanesi ona fırsat vermemek ve yapmak istediği eylemi ebeveynler tarafından hazır bulmasından kaynaklanmaktadır. Çocuğunuzun motor gelişimini desteklemek için kullanacağı alet veya oyuncakları onun güvenliğini sağladıktan sonra kendi başına başarabilmesini desteklemeniz gerekmektedir. Bu bir taraftan da çocuğun özgüvenini yerine getirecek ve başarmanın verdiği mutluluğu tanımasını sağlayacaktır. Çocuğun beceri kazanmasında daima heveslendirici olmak gerekmektedir.
  3. Çocuğun ince motor gelişimlerini destekleyecek oyuncaklardan yararlanabilmek oldukça faydalıdır. Oyun hamurları, yapboz setleri, küpler veya Legolar gibi çocuğun dikkatini çeken eğlenceli araçlardan faydalanmak gereklidir.
  4. Çocuğun kalem tutabilme ve boyama yeteneklerini geliştirebilmek için kolaydan zora doğru boyama çalışmaları yaptırmak ve düz çizgiler çekmesini öğretmek önemlidir. Nokta birleştirme uygulamaları ile eğlenerek çizme ve yazma fonksiyonları kazandırılabilir.
  5. Tuşlu oyuncaklar ile parmak kaslarının ve ince motor becerilerinin kazanılması desteklenebilmektedir.
  6. Farklı yeteneklerin bir arada kullanılmasını sağlayacak araçların kullanılması önemlidir. Örneğin sesli dinleme ve dokunma gerektiren oyuncaklar, göz ve el koordinasyonu gerektiren oyuncaklar ince motor becerilerinin kazanılmasında büyük rol oynamaktadırlar.

İlginizi çekebilir: Postür Bozukluğu

""/
Genel

OKUL ÖNCESİ DÖNEM İÇİN KİTAP ÖNERİLERİ

  • HER ŞEYE HAYIR DİYEN ASLAN (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Uyku öncesi kitap okuma aktivitesi için ideal kitaplardan biri olan Her Şeyi Bilen Aslan, 3 ile 6 yaş arası çocukların gelişimleri göz önüne alınarak kaleme alınmış. Çocuklar tarafından kolay anlaşılabilmesi için basitleştirilmiş bir dile sahip olan kitap, sürükleyici olay örgüsü ve eğlenceli diliyle ilgilerini toplamayı başarıyor. Çocukların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olurken neden ve sonuç ilişkisini daha rahat kurmalarına ve uykuya dalış sürecini kolaylaştırmaya yardım ediyor. Uyku öncesi, ebeveynler ve çocuğun birlikte kalite zaman geçirmelerini sağlıyor ve uyku öncesi rutininin oluşmasına yardımcı olarak çocukların hayal güçlerine de olumlu yönde katkıda bulunuyor. Her şeye her zaman hayır diyen inatçı bir aslan yavrusunun başından geçen olayları anlatan kitap, 2 ile 3 yaş arası çocuklarda gözlemlenen her şeye itiraz etme durumunun kırılması konusunda anne ve babaların yanında oluyor. Eğlenceli hikâyesi altında çocukların bu dönemi atlatmalarına yardım eden nasihatler barındırıyor. Diğer taraftan, ebeveynlerin çocukların her şeye itiraz eden tavırlarını kırmaları için pratik ve eğlenceli bir oyun da öneriyor. 

  • UYKUYA DALAMAYAN KOYUN (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Pedagogların tavsiye ettiği serilerden bir kitap..

Hikayedeki resimlemeler olay örgüsünü anlamlandırmada ve çocukların uykuya dalmadan önce uykuya dalmakta zorlanan biri daha olduğunu gösteren sevimli bir diller anlatılmış etkileyici bir kitap..

  • OKULA GİTMEK İSTEMEYEN ZEBRA (Christina Beigel-Herve Le Goff)

Anne tavuk tarafından civcivlerine neşeli bir şekilde aktarılan kitap, ister okul öncesi ister daha büyük yaştaki çocuklarla olsun birçok ebeveynin zaman zaman yaşayabileceği bir sorun olan okula gitmek istememe konusu ile ilgili yardımcı bir kaynak niteliği taşıyor. 

Okula gitmek yerine ormanda dolaşmayı seçen zebranın bir panterle karşılaşması ve sonrasını konu alan kitapta okulda neler öğrenildiğini ve neden okula gidildiğini farklı bir bakışla öğreniyoruz.

  • ŞEKERİ ÇOK SEVEN KURT(Christina Beigel-Herve Le Goff)

Hikayeyi anne tavuk anlatıyor!!

Şekeri çok seven kurt ve ah şu haylaz civcivler yok mu! Işıklar sönüp de yatağa girme zamanı geldiğinde, evde kopuyor bir tantana ve başlıyorlar hep bir

ağızdan itiraz etmeye. Ama tüm bu sevimli itirazların bir anda sonunu getirecek bir şey var… Uykudan önce okunacak kısa bir hikâye.Şekeri çok seven bir kurtun yaşadıklarını anlatan eğlenceli ve keyifli bir hikaye..

  • HER İSTEDİĞİ OLSUN İSTEYEN MOLİ(Julie Gassman)

Moli hayal kırıklıklarıyla baş etmekte biraz zorlanıyor. Bu yüzden öğretmeninin okulda uyguladığı, “Hayatta her zaman istediğin olmaz ve bu durumu sorun etmezsin,” kuralından pek hoşlanmıyor. Ne var ki ailesinin bu kuraldan haberi yok, bu yüzden Moli evde bazı şeyleri sorun edebiliyor. Fakat bir gün kardeşiyle yaşadığı bir anlaşmazlıktan sonra, Moli bu kuralı evde de uygulamanın da iyi olacağına karar veriyor…

Çocuklarımızın davranış eğitimini pekiştirmek ve kendilerini çeşitli konularda geliştirmek için yol gösterici bir kitap…

  • UYKUCU ASLAN NASIL UYUR?(Jane Clarke-Georgie Birkett)

Minik aslan yorulmuş ve çok uykusu gelmiş, ama yatağa gitmeyi istemiyor bir türlü. Gün bitti, şimdi uyku zamanı. Peki, nasıl uyuyacak? Hadi gel uykucu aslana gösterelim. Uyumadan önce çocuklarınızla keyifle uykuya dalmasını sağlayacak uyku eğitimi vermek istediğiniz çocuklarınız için faydalı bir başlangıç olan, anlatımı ve resimleriyle de favori haline gelen kitap okumayı daha zevkli hale getiriyor. Çocukların özellikle büyük ve anlaşılır resimlerin, anlatılanla doğrudan uyuşan çizimlerin, büyük ve az yazı ile bütünleşmesini tercih etmesi sebebiyle beğeni toplayan kitap, aranılan niteliklerin tamamını içeriğinde barındırıyor.

  • HAYLAZ TİMSAH DİŞLERİNİ NASIL FIRÇALAR?(Jane Clarke-Georgie Birkett)

Minik timsah bir şeyler yiyor, çıtır, çatır, çutur! Yemek bitti, şimdi diş fırçalama zamanı. Peki, dişlerini nasıl fırçalayacak? Hadi gel haylaz timsaha gösterelim. Çocuklarımızın dişlerini nasıl fırçalaması gerektiğini pekiştirmek için  eğlenceli bir hikaye..

  • BANYO YAPMAK İSTEMEYEN ZÜRAFA(Christina Beigel-Herve Le Goff)

Özbakım becerilerini destekleyici bu sevimli hikayede yıkanınca beneklerinin yok olacağından korkan bir zürafayı anlatmaktadır.

UZMAN ÖĞRETİCİ

ZEYNEP TOPAL

""/
Genel

Çocuklarda Özgüven Eksikliği

Özgüven Nedir?

Çocukta özgüven kavramı çocuğun doğumundan itibaren başlar. Özgüvenin temelleri çocukluktan itibaren atılmaktadır denilebilir. Çocuğun hayatının bütün kişilik dönemlerinde ve evrelerinde onu önemli derecede etkiler. Özgüven, kişinin kendini tanıması, kendini sevmesi ve değer vermesi ile onun duygularının gelişimi açısından önemlidir. Ayrıca, kişinin kendi kendine sorumluluk alması, kendini olduğu kişi gibi kabul etmesi, kendine karşı olumlu duygular beslemesi de özgüven gelişiminin bir parçasıdır. Bunun yanı sıra, olumlu benlik algısı da bu kavram ile eşleştirilebilir. Çocuğun ailesinin ona yaklaşımları ve yaşamı boyunca ona verdiği mesajlar aracılığıyla gelişen, bununla birlikte çocuğun yaşamı boyunca bulunduğu her ortamda, örneğin okulda, evde ve arkadaş çevresinde gelişim göstermeye devam eden bir yapıdır. 

Özgüven Gelişimini Etkileyen Durumlar

Çocuğun özgüven gelişimini etkileyen birçok durum vardır fakat ilk olarak çocuğun doğumu ile anne babaya olan güven duygusunun gelişiminin özgüven duygusuna büyük etkisi vardır.  Anne babanın çocuğuna karşı olan olumlu ve olumsuz tutumları, çocuğundan beklentileri çocuğun kendisi ile ilgili oluşturduğu olumlu duygularına yapıcı veya yıkıcı etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Çocuğun içinde bulunduğu bu sosyal çevreler onun duygu ve davranışlarını değiştirir. Hayatı boyunca aldığı kararlar ve uyguladığı tutumlar özgüveni ile doğrudan bağlantılıdır. Aile içerisinde gerçek anlamda sevildiğini ve ihtiyaçlarının doğru bir şekilde giderildiğini hisseden çocuklar, etrafında gelişen olumsuz duygulardan çok fazla bir etki görmeyecektir veya bu olumsuz durumlardan etkilense bile durumlarla nasıl baş edebileceğinden haberdar olacağından savunma mekanizması geliştireceğinden olumsuz durumlarla kolaylıkla baş edebilecektir. Diğer bir yandan, özgüveni fazla gelişemeyen çocuklar, yani ailesi tarafından sürekli bir ihtiyaç karşılayamamış ve olumsuz bir şekilde tutumlara maruz kalan çocuklarda olumsuz durumlar karşısında baş etme fazla olmayacağından yıkıcı bir etkiye sahip olacaktır. 

Bazı ebeveynler çocuklarına aşırı derecede korumacı davranırlar, çocukları bir sorunla karşılaştıklarında onların zarar görmemesi ve sorunla yüzleşmemeleri için sorunu çocuklarından önce kendileri ortadan kaldırmaya çalışırlar ve bundan dolayı çocuklar bu durumlarda karşı karşıya geldiklerinde hiçbir sorumluluk almadan çaresiz kalırlar ve ne yapacaklarını bilemezler. Kendilerine karşı güvenleri eksik olduğundan her olumsuz durumda sorundan kaçmaya çalışarak o olayın üstünü örtmeye çalışırlar ve bu da onların yaşamları boyunca hep çaresizlik ve özgüven eksikliği ortaya çıkar.

Çocukta Özgüven Eksikliği Belirtileri

  • Çocuk karşılaştığı sorunlarla baş etmekten ve görev almaktan kaçınır.
  • Bir görevi tamamlayamayacağı hissine kapıldığında o olay ile ilgili durumdan kaçmak için yalanlar söyler.
  • Başkalarına karşı yetersizlik, zayıflık ve güçsüzlük durumlarını saklamak için otoriter ve esnek olmayan tutumlar sergileyebilir.
  • Her zaman kendi ile ilgili olan ve gelişen durumları bir başkasından dolayı bu koşullara gelindiği hakkında ısrarcı olur.
  • Aldığı sorumluluklar sırasında gösterdiği bir hatada bile tamamen o durumu yarıda bırakma davranışı gösterir. 
  • Sosyal ortamdan geri çekilme ve sosyal fobi gelişimi gösterebilir.
  • Herhangi bir konuda eleştiriyi ve hatayı kabul etmeme durumu gözlemlenebilir.
  • Kendini sürekli eleştirir. Örneğin; “Hiçbir şeyi doğru yapamam”, Kimse beni sevmiyor”, “Çirkinim”, “Hepsi benim hatam”, “Ne kadar uğraşsam da hiçbir şeyi beceremiyorum”, “Herkes benden daha akıllı ve güçlü” şeklinde olumsuz özeleştiriler yapar. 
  • Çevresindeki insanların onun hakkındaki görüş ve düşüncelerinin onu kaygılandırması ve çaresiz hissettirmesi. 
  • Başarısızlıkları önemli derecede hayatlarını etkiler.
  • Çocukların aile içerisinde kendini ifade etmelerine izin verilmemesi sonucu, çevresinde de kendilerini ifade etmede güçlük çekmeleri. 
  • Yeni ilişkiler ve güvenli ilişkiler kurmaktan kaçınabilirler.
  • Kendilerine saygı duymazlar ve kendilerini sürekli olumsuz açıdan eleştirirler. 
  • Alacakları her kararda bir başkasının onayını beklemesi ve kararsızlık içerisinde olmaları.
  • Sıradan olaylar karşısında öfke patlamaları, ağlama atakları, üzüntü ve aşırı mutluluk gibi değişen ruh halleri içerisinde olabilirler.

Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?

Çocuğun kişilik ve özgüven gelişiminin temelinin ailede atıldığı göz önünde bulundurulduğunda, ailenin ve bunun yanı sıra çocuğun sosyal çevresisin desteği büyük ölçüde özgüven desteği açısından büyük önem taşımaktadır.

  • Çocuğun aile içinde kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine izin vermeleri çocuğun özgüvenini olumlu yönde etkiler.
  • Çocuğun duygu ve düşüncesine ailesinin ve sosyal çevresinin önem vermesi. Örneğin; “Okulda günün nasıl geçti?”, “Bugün canını sıkan bir şey oldu mu?”, “Arkadaşlarınla aran nasıl?” gibi çocuğa önemli olduğunu hissettiren sorular sorulması.
  • Ailenin çocuktan beklentisinin çocuğun kapasitesine ve yaşına uygun şekilde olması önemlidir. Eğer çocuktan beklentiler onun yapabileceğinden fazlası ise çocuk sorumluluklar karşısında kaçabilir ve bir sonraki sorumluluklarından korkabilir. Bu yüzden, çocuğa yapabileceği görevler ve sorumluluklar vermek onun özgüveninin yükselmesine destek olur.
  • Çocuğunuzun sizin için çok değerli ve kıymetli olduğunu ona duygusal bağlamda hissettirmeniz çocuğun kendisini yalnız hissetmemesine ve yalnız kaldığında da kendini güçlü hissetmesini sağlar. Bu durumda çocuğun özgüven eksikliğine olumlu bir etki yaratır.
  • Çocuklar kendi yapabileceklerinden emin olamadıklarında ailesinden veya çevresinden birinin onayına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. Atacakları yeni bir adımda onlara yapabileceklerini hissettirmek ve onları cesaretlendirmek onların herhangi bir konuda yeni bir adım atmalarını kolaylaştıracaktır. Örneğin, “Sen başla bunu yapmaya, eğer yardıma veya desteğe ihtiyacın olursa sana yardım etmek için ben buradayım.” gibi cümleler onları cesaretlendirecektir ve kendilerini güçlü hissetmelerini ve kendilerine güvenmelerini sağlayacaktır.

Özgüven eksikliği neredeyse bütün çocuklarda ortaya çıkması muhtemel bir durumdur, fakat bunun eksikliğe dönüşmesinin önlenmesi ailelerin ve yaşadıkları sosyal çevresinin elindedir. Çocuğun özgüven eksikliği aileler tarafından gözlemlenmeli ve gerektiği yerlerde çocuğa psikolojik destek verilmelidir. 

Psikolog İrem ÖZ

""/
Genel

ÇOCUĞA OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR?

Okumak duygu ve düşüncelerimizi ifade etmede, sözcük dağarcığını geliştirmede, çok yönlü düşünme becerisi kazandırmada, okumayı birbirinden ayıramadığımız için yazma alışkanlığı kazandırmada oldukça önemlidir.

Okumaya ne kadar erken yaşta başlanırsa okuma alışkanlığı kısa zamanda yaşamımızın bir vazgeçilmezi olur. Çocuklar her şeyi yaparak ve yaşayarak öğrenirler. İlk rol modelleri ailedir bu yüzden ailenin okuma alışkanlığı kazandırmada payı oldukça büyüktür.

Çocuklara Okuma Alışkanlığı Kazandırmak için Aileler Neler Yapabilir?

  • Erken yaşta kitap okumanın önemini vurguladığımız için gece uyumadan önce çocuklara kitap okunabilir, hikaye anlatılabilir.
  • Kitap okuma saati düzenlenebilir.
  • Çocukların ilgi ve istekleri doğrultusunda kitaplar seçilebilir.
  • Kitaplık oluşturulabilir.
  • Aile içinde bir konu belirlenip ansiklopediden araştırmalar yapılabilir.
  • Evin çeşitli yerlerinde kitaplar bulundurabilirler bu sayede çocukta merak duygusu gelişir.
  • Çocukların evin yakınındaki bir kütüphaneye kayıt olarak farklı ortamda kitap okumaları, çeşitli kitapları tanımaları sağlanabilir.
  • Kitap okuma alışkanlığını pekiştirmek için ödüllendirmeler yapılabilir ancak dikkatli ödüllendirme yapılmalıdır. Ödül kazanmak değil kitap okumayı sevmek hayatlarının bir parçası olmalıdır. Çocuğa kitap okumaktan ziyade ödülü sevdirecek büyüklükte ve sıklıkta ödül verilmemelidir.
  • Televizyonda uzun süre çizgi film izlemek yerine çeşitli drama etkinlikleri düzenlenebilir.
  • Bilgisayarda uzun süre oyun oynamak yerine kitaplarla ilgili oyunlar hazırlanabilir. (Kelime üretme, Tabu, İsim-şehir,Kitaplarla ilgili sessiz sinema vb)
  • Yazı yazmaya teşvik etme için günlük yazmaları sağlanabilir.
  • Çeşitli resimler kullanarak kendi kitabını oluşturabilir.
  • Çocukların okuma hevesini kırmamak için onlara baskı uygulanmamalıdır.
  • Evde bulunan teknolojik araçların kullanımı planlanmalı ve kontrol altına alınmalıdır.

Uzman Öğretici Betül ÖZTÜRK

""/
Genel

Tuvalet Eğitimi

Çocukların gelişiminde tuvalet eğitimi çok önemlidir. Kişilik gelişimi üzerinde bile etkileri bulunan bu eğitime ne zaman başlanacağı çok iyi ayarlanmalıdır. Bazı ebeveynler ne zaman başlayacaklarına tam olarak karar veremiyor ve yanlış uygulamalar ile hem süreci çok fazla uzatıyor hem de çocuğun kişiliğini olumsuz olarak etkiliyor. Her çocuğun gelişiminde bireysel farklılıklar bulunuyor. Bu da eğitim yaşının her çocukta farklı olacağı anlamına geliyor.

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir ?

Normal şartlarda 18 ile 24 ayları arasında çocuklar tuvalet eğitimi için hazır oluyor. Ancak tüm çocuklar bu aralıkta başlamak zorunda şeklinde bu kural bulunmuyor. Eğitim verilmesi için hem çocuğun gerekli kaslarının gelişmesi önemlidir, hem de zihinsel olarak bu duruma hazır olması önemlidir. Her çocuk bu eğitimlere hazır olduğunu belirtilen bazı sinyaller verir. Bunları takip ederek eğitime başlamak en doğrusu olacaktır. Bunun yanında kız çocukları erkek  çocuklarına nazaran daha erken bu eğitime hazır olabiliyor. Çocuklarda bez artık rahatsız etmeye başlar, bezi çekiştirerek çıkarmaya çalışır, tuvalet zamanları düzenli olmaya başladığında çocuklar artık bu eğitime hazır olduklarını gösterirler.

Erkek Çocuğa Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir ?

Erkek ve kız çocuklarının eğitimleri farklıdır. Özellikle erkekler kızlara göre daha hareketli ve oturmaya daha az eğimli olması bu farklılığın nedenleri arasında yer alır. Erkek çocuklarında tuvalet eğitimi başlanırken ayakta çiş yapma öğretilmemelidir. Oturarak çiş yapmayı öğrenmesi çok önemlidir. Bu eğitimler sabır gerektirir. Özellikle bu eğitimlere erken başlanması tavsiye edilir. Ne kadar erken başlanır ise o kadar kolay bir şekilde bu süreç tamamlanır. İki yaşından itibaren bu eğitime başlamak uygundur. Lazımlık alarak bebeğinizi lazımlığa çiş yapması konusunda cesaretlendirebilirsiniz. Adım adım ilerleyerek, sabırlı olarak, bez kullanımını azaltarak süreci çok daha başarılı bir şekilde yönetebilirsiniz.

Tuvalet Eğitimi Kaç Gün Sürer ?

Her çocuğun farklı olduğu ve verilen tuvalet eğitimi içerisinde farklı durumlarla karşılaşılması muhtemeldir. Pedagoglar bu eğitimlerde üç gün kuralını çok fazla öneriyor. Süreç boyunca kendi yöntemlerinizi kullanabilirsiniz. Bunun yanında üç gün kuralında her günde farklı kurallara uyulması gereklidir. Genel olarak başarılı sonuçlar veren bu yöntemin ilk gününde bebeğin alışık olduğu bez yerine sızdıran bir bez kullanılır. Bebek ıslaklığı hissettiğinde bir uyarı alır, bu şekilde çişini tutmak için kaslarını kontrol etmeye teşvik olur. İkinci gün bezsiz olacaktır. Çamaşırının ıslanması bebeğe bir uyaran olacaktır. Üçüncü gün ise bebek artık lazımlığa oturmak için yardım ister. İstemese de teşvik ederek alışkanlık kazandırılabilir.

2 Yaş Tuvalet Eğitimi

Bebeklerde tuvalet eğitimi için en doğru ve ideal yaş iki yaştır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları eğitimler için iki yaş ve sonrasının uygun olduğunu belirtiyor. Bebekler 18. Aydan sonra bu kontrolü kazanmaktadır. Kas gelişiminin tamamlanması ise 2 ile 2,5 yaş arasında olur. Ancak çocuğun bu eğitime kendini hazır hissetmesi de çok önemlidir. Bu nedenlerden dolayı eğitimler 3 yaşına kadar uzayabilir. Eğitimlerde çocuğun özendirerek, cesaretlendirilmesi çok önemlidir. Cezalandırma, ayıplama, zorlama gibi davranışlar çocukta psikolojik sorunlar oluşmasına neden olur.

Bebeklerde Tuvalet Eğitimi

Bebekler eğitime hazır olduklarının sinyallerini vermeye başladığında bebeği bu fikre alıştırarak süreci başlatmak gereklidir. Bebeklere öncelikle tuvalet eğitimi ile alakalı terimler öğretilmelidir. Zaman içerisinde tuvalete bir lazımlık koyabilişiniz. Büyük bir çocuğun lazımlığın nasıl kullanıldığını göstermesi de oldukça faydalı olabilir. Sürekli banyoda olması gereken lazımlık, çocuğun zamanla olan alışmasını sağlar. Bezini kirletmeden lazımlığa yaptığında ve teşvik edici övgüler aldığında çocuklar bu süreci daha başarılı bir şekilde tamamlayabiliyor.

İlginizi çekebilir: Disleksi Nedir , Disleksi Nasıl Anlaşılır

""/
Genel

Mental Retardasyon

Zeka geriliği olarak tanımlanabilen mental retardasyon adaptif davranışlardaki bozukluklarla beraber görülen genel entelektüel fonksiyonların önemli oranlarda ortalamanın altında olmasıdır. Genellikle 18 yaş öncesindeki gelişimsel dönemde ortaya çıkar. Bu rahatsızlık bir hastalık olarak tanımlanmaz. Sadece adaptif ve entelektüel fonksiyonlardaki bozukluklar olarak tanımlanır. Bu rahatsızlıklarda sebep her zaman bulunmayabilir.

Mental Retardasyon Nedir ?

Kişinin zihinsel becerilerinin yaş ortalamasının altında olmasına mental retardasyon denir. Bu şekilde tanı konulan bireyler standart eğitim sisteminin beklentilerini karşılama konusunda yetersiz kalır. Problem çözme, muhakeme, akıl yürütme, hafıza, algı ve dikkat becerilerinde kronolojik yaşına paralel performanslar sergileyen bireyler genel beklentileri karşılayamaz. Bu nedenle kendi performanslarını en iyi şekilde sergileyebilmeleri için psiko- sosyal ve özel eğitim şeklinde programlarda olmaları önerilir. Bireyin ilk yaşlarından itibaren zeka geriliği düzeyine bağlı olarak farklı yoğunlukta belirtileri bulunur. Bu nedenle gelişim basamaklarında gecikmeler olmaktadır. Bu şekilde sorunları olan çocuklarda öğrendikleri şeyleri öğrenirken zorluk çektiği gibi öğrendikten sonra hatırlamakta da zorlanır. Kendi yaşlarından çok kendilerinden küçük çocuklarla iletişim kurmayı tercih ederler. Zeka geriliği nedenleri üç farklı başlıkta toplayabiliriz:

  • Doğum öncesindeki nedenler olarak kalıtım gösterilebilir. Özellikle ailede zeka geriliği tanısı olan bireylerin olması risk faktörünü artırır.
  • Doğum sırasındaki nedenlerde ise düşük doğum kilosu, erken doğum, doğum travmaları gibi olumsuzluklarda zeka geriliği oluşturabilir.
  • Doğum nedenler arasında ise doğum sonrasındaki enfeksiyonlar, travmalar, uyaran eksikliği gibi nedenlerde olabilmektedir.

Hafif Mental Retardasyon

Zeka geriliği farklı çeşitleri bulunur. Bunlardan biri hafif mental retardasyon olmaktadır. Bu başlıkta bireyler öğretilebilir olarak tanımlanır. Genel zeka geriliği olan grubun yüzde 85’i bu hafif zeka geriliği grubunda yer alır. Bu düzeyde olan çocuklar, tipik olarak konuşma ve toplumsal yeteneklerini okul öncesi dönemlerde elde ederler. Motor ve duyusal alanlardaki bozukluklar oldukça azdır. İleriki yaşlarda ayırt edilemeyebilirler. Onlu yaşlarda okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlara geldiklerinde ise kendi başına yaşayabilen bu bireyler, mesleki yeteneklerde kazanabilirler. Sadece alışılmışın dışında ekonomik ve toplumsal streslerle karşılaştıklarında yol gösterme ve denetime ihtiyaç duyabilirler. Bu grupta değerlendirilen bireyler uygun destek sağlandığında kendi bağlarına toplum içerisinde var olabilirler. Hafif zeka geriliğine sahip olan hastalarla iletişim için şu başlıklara dikkat edilmesi gereklidir:

  • Dikkatinin dağılmasını minimalize edilmesi
  • Kısa açıklamalar kullanmak
  • Basit bir dil kullanmak
  • Bilgi almak için daha çok zaman harcamak
  • Nedenlerin açıklanmasından kaçınmak
  • Oral Hijyenin eksikliğinin etkileri üzerinde odaklanmak
  • Konseptlerden ziyade aktivitelere yönlendirmek
  • Uyumluluğun teşvik edilmesi
  • Pozitif desteklemenin kullanılması
  • Sözlü övgüler tercih edilmesi iletişim alanında fayda sağlayacaktır.

Mental Retardasyon Belirtileri

 Çocukluk döneminde fark edilen mental reterdasyon pek çok belirti ile ortaya çıkar. Hafif derecede olan grup çocuğun okul eğitimine başlamasına kadar anlaşılmayabilir. Bilişsel yetenekler gerektiren sorumluluklar üstlenen çocuk yaşıtlarına ayak uydurmakta zorlanır. İleri düzey gruplarda ise fiziksek ve nörolojik yetersizliklerle kendini çocuğun erken yaşlarında gösterir. Hafiften ileri düzey gruplara kadar zeka geriliği yaşayan bireylerdeki belirtiler şu şekildedir:

  • Yetersiz entelektüel işlevsellik
  • Mikrosefali ve hidrosefali gibi doğumsal anormallikler
  • İşitme kaybı ya da konuşma güçlükleri
  • Görme bozuklukları
  • Anormal şekilli kulaklar konea opasitesi, basık düzleşmiş burun gibi yüz yapısındaki anormallikler
  • Epileptik nöbetler ve serebral palsi
  • Kaslarla ilgili spastisite ve hipotoni
  • Ani ve istemsiz sarsılma
  • Uyaranlara aşırı tepki ve hareketsizlik
  • Dikkat süresindeki kısalma ve hiperaktivite
  • Öğrenme güçlükleri gibi belirtiler zeka geriliğine işaret eder. Her belirti tek başına zeka geriliği olarak tanımlanamaz. Bu nedenle uzman desteği ile teşhis konulabilir.

İlginizi çekebilir: Konuşma Bozukluğu

""/
Genel

Manuel Terapi

Pek çok insanın şifa bulduğu bir tedavi yöntemi olan manuel terapi tıbbın en eski ve klasik uygulamalarından biridir. Omuz ve el bileği, kalça rahatsızlıkları, fibromyaljide, dirsek sorunları ve omurga problemlerinde kullanılan bu tedavi başarılı sonuçlar veriyor. Bel ve boyun fıtıklarında da çok ters durumlar bulunmadığı sürece yüzde 90 oranında başarı elde edilebiliyor. Eklem rahatsızlıkları gibi durumlarda bireylerde işlev ve ağrı, hareket ve duruş sorunlarına neden olabilir. Bu terapilerle özelikle kronik sırt ve bel ağrısı çeken kişilerde önemli oranlarda rahatlama sağlanabiliyor. Farklı teknikler içeren bu terapilerde masaj şeklinde kas ve yumuşak dokulara basınç uygulanıyor.

Manuel Terapi Nedir ?

İskelet ve kas sistemini ilgilendiren tüm rahatsızlıklarda uygulanabilen manuel terapi tıp bilgilerine dayanan bir tedavi şeklidir. Fizik tedaviyi de içine alan bu terapiler tüm hastalar için uygulanabiliyor. Elle yapıldığı için bu ismi almış ve pek çok ülkede yüzyıllardır uygulana gelmektedir. Uygulayıcılar eklem disfonksiyonu, kas gerginliği, kas spazmı gibi ağrıları azaltmak için bölge üzerindeki eklemleri manipüle eder. Kas dokusuna baskı yapılır. Bu baskı kaslarda rahatlama meydana getirir. Dolaşımı artıran  bu terapi, hasarlı dokuyu parçalamaya da yardımcı olur. Yumuşak dokular üzerindeki ağrılarda azaltı labilir. Terapilerde hareketler farklı hızlarda uygulanır. Bu yönteme manipülasyon yöntemi denilir. Kemik ve eklemleri çekmek, bükmek ya da kuvveti itmek için kullanılır.

Manuel Terapi Faydaları

Ameliyatın eşiğine gelmiş pek çok hastayı iyileştirme sürecine geçişini sağlayan bu terapiler pek çok avantajı bir arada barındırır. Bunlardan en önemlisi iyileşme sürecinin hızlanmasıdır. Diğer tekniklere göre iyileşme süreci manuel terapi alanında çok daha kısa olacaktır. İkinci bir avantajı ise ilk seanstan itibaren oldukça etkili sonuçlar alınmasıdır. Terapilerde anında ağrı ve gerginlik azalır. Buna bağlı olarak hareket yeteneği artar. Başarı oranı da diğer tekniklere göre oldukça fazladır. Bu nedenle çok fazla talep görür. Hasarlı alana direk yapılan elle müdahalelerde hiçbir yan etki oluşmaz.

Manuel Terapi Fiyatları

Eklem ve kas sistemine bağlı pek çok hastalık üzerinde bu terapiler başarılı şekillerde uygulanabiliyor. Bunlar arasında bel fıtığı, bel kayması, boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, eklem sorunları, kas yırtılması, donuk omuz, dirsek ve el bileği rahatsızlıkları, kalça çıkıklıklarında da manuel terapi uygulamaları başarılı sonuçlar veriyor. Yapılan uygulamaya ve rahatsızlığın türüne göre fiyat aralıkları değişiyor. Ücret için tanı ve tedavi bulunur. Yaşam hikayesi ve hastanın şikayetleri dinlenir. Yapılan muayede sorun tespit edilir. Rahatsızlığın türüne göre seanslar ve tedavi şekilleri belirlenir. Bu alanlarda fiyatlar değişir. Kronik ağrılarda uzun seanslar olabiliyor. Bu durumlarda da fiyat aralıkları değişebilir. Hastanın ağrı hikayesine göre terapiler değişir. Seans sayılarına göre de brüt fiyat belirlemesi sağlanabilir.

Manuel Terapi Ankara

Terapiler öncesinde uzman hekimler olası riskleri önleyebilmek için ayrıntılı değerlendirmeler yapılır. Kas, sinir ve kemik hasarlarının tespit edildiği bu değerlendirmelerde amaç ilaç kullanmadan manuel terapi ile tedavinin sağlanmasıdır. Bunun için bası ve germe hareketleri kullanılır. Şeker, kalp gibi hastalıklar bu terapilere engel değildir. Terapiler uzman doktorlar tarafından yapılır. Tıp eğitimi olmayan kişiler gerekli bilgi ve yetkinlikten uzak olacağı için hastayı yanlış değerlendirebilir ve yarardan çok zarar verebilir. Ankara da terapi arayışında olan bireyler alanında uzman hekim arayışında olmaktadır. Ancak bu şekilde yapılan terapiler amacına uygun sonuçlar verecektir. Hedeflenen fayda oluşacaktır. Terapi taleplerinizde yumuşak doku, eklem, ger ve say teknikleri kullanılarak hastalıklara tedavi oluşturacak çözümler hazırlanmaktadır. Pek çok önemli hastalığın, kronik hale gelen ağrıların bu şekilde tedavileri yapılabiliyor.

İlginizi çekebilir: BEP Planı

""/
Genel

ÇOCUKLARDA ÖFKE KONTROLÜ

İnsanlar bazı olaylar ya da durumlar karşısında tepkiler verir ve bunun sonucunda ortaya duygular çıkar. Öfke dediğimiz kavram ise üzüntü, mutluluk, kızgınlık, korku gibi durumlar ya da olaylar karşısında gösterilen tepkilerden birisidir. Birey kendini kısıtlanmış, engellenmiş, başaramamış, kaygılı, haksızlığa uğramış, beklenmeyen sonuçlar aldığında ve karşılanmamış istekleri olduğunda istenmeyen duygular ortaya çıkabilir. İşte bu duygulardan birisi de öfkedir. Öfkenin sıklığı ve tekrarı, öfkenin derecesi ve çocuğun sosyal hayatını etkileyip etkilemediği hakkında bize bilgi verir. Çocuklarda bu duygu geniş kapsamlı incelendiğinde, çocuğun yaşadığı çevre ve geçirdiği dönemler açısından normal karşılanabilir. 

Öfke çocuklarda yetişkinlere göre daha farklı tepkilerle ortaya çıkabilir. Çocukta sesin titremesi, ağlama nöbetleri, sinir krizleri ve hırçınlık olarak gözlemlenebilir. Çocukta bu tür ruh hali değişimleri yetişkin insanlara göre anlamsız olarak nitelendirilebilir. Fakat her bir çocuğun da tıpkı yetişkinler gibi bir birey olduğu ve onların da aynı şekilde her türden duygularının olacağı unutulmamalıdır. Örneğin, oyuncağı elinden alınan bir çocuk, istediği yapılmayan bir çocuk, sırasını bekleyemeyen çocuk, istediğini yapamayan ve elde edemeyen çocuk, hayat kırıklığına uğrayan çocuk ve yaptığı davranışlar yüzünden ebeveynleri tarafından istenmeyen tepkiler alan bir çocuk öfke gibi duyguları içinde barındırabilir. 

Öfke sıklığı veya derecesi çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir. Bazıları daha kolay öfkelenirken bazıları ise hiç öfke yaşamayabilir. Gelişim süreçleriyle birlikte anneden azıcık daha uzaklaşan çocuk, istediklerini yapmak, elde etme dürtüsü ve kendini birey olarak kabul ettirme amacı ile öfkeye daha çok eğilim gösterebilir. 

Çocuklarda Öfke Kontrol Problemi Neden Ortaya Çıkar?

Çocuklar öfkelerini kontrol edemeyip bu duygusunu davranışlara saldırganlık olarak dönüştürebilir. Bunların nedenlerinden birkaçı genetik faktörlü veya psikolojik faktörlü olabilir. Çocuklar davranışları ebeveynlerden veya yaşadıkları çevreden öğrenmeye maruz kalırlar. Buna göre, anne babanın öfke kontrolünde olan yetersizlikler çocukta da aynı şekilde öfke kontrol problemine dönüşüp saldırganlık davranışı olarak gün yüzüne çıkar. Aile ortamında ya da yetiştirilen ortamda yaşanan gerginlikler, çocuğa ya da aile içindeki bireylere karşı yükselen sesler, çocuk yetiştirilirken saldırgan olarak gelişen aile tutumları, çevredeki kayıplar, kazalar, travmalar, yaralanmalar ve anne-baba ayrılıklarının çocuğu etkileme derecesine göre onun bu tür davranışlar göstermesine zemin oluşturabilir. Diğer bir unsur ise, çocukta gelişen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) Bozukluğunun semptomlarından olan dürtüsellik, aşırı hareketlilik ailede çocuğa karşı bazı uyarılmalara yol açar ve çocuk bu tür davranışlarında uyarıcıları kontrol edemediğinden daha da öfkelenip agresif davranışlar sergileyebilir.

Çocukların gelişim süreçlerinde özellikle ergenlik dönemlerinde ortaya çıkan hormonsal değişiklikler, duygu durumlarındaki farklılıklar öfkeye sebep olabilir. Bu dönemde çocukların yeni kimlik kazanmaları, kendi benliklerini tanımaları ve keşfetmeleri, buna bağlı olarak çevrelerinde yaşadıkları kabul edilme arzusu gibi durumlardan dolayı bazı zorluklar yaşarlar ve buna bağlı olarak strese girebilir ve gergin olabilirler. Bu stres durumu ise onlardaki öfke seviyesini yükseltebilir ve daha hırçın olarak nitelendirilebilirler. Öfke, çocukların bu döneminde ebeveynlerin tutumlarına ve otoritesine karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkabilir. 

Öfke Kontrol Problemlerini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

  • Çocuktaki öfkenin sebebi, nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek önemlidir. Belirlediğiniz durumlardan uzak durmaya çalışmak atacağınız adımlardan ilki olmalıdır.
  • Çocuklar bir şey yaparken onların yaptığı şeylere bir anda yasak getirmek yerine onun hazırlanmasına izin vermek önemlidir. Örneğin, bilgisayar oyunu oynayan bir çocuğa biranda, hadi artık bilgisayarı kapat, ders çalış demek yerine, 10 dakika daha oynayabilirsin daha sonradan bilgisayarı kapatıp ders çalışmaya başlayabilirsin demek daha doğru bir tutumdur.
  • Çocuğun yapabileceği ve yapamayacağı şeyleri belirlemek de önemlidir. Onun yapamayacağı görevler vermek çocukta yapamadığında öfkeye sebep olacağından ilk olarak çocuğun yerine getirebileceği sorumluluklar vermek gerekir.
  • Çocukların fikirlerinin ebeveynleri tarafından desteklenmesi, verimli bir şekilde dinlenmesi ve ilgi görmesi onlar için oldukça önemlidir. Eğer çocuk kendini düzgün bir şekilde ifade edemezse öfke duyabilir ve kendini ifade etmek amacıyla saldırgan davranışlarda bulunabilir. Bu yüzden çocukların kendilerini rahatça ifade etmelerini sağlamanız ve onunla gerçekten ilgilendiğinizi göstermeniz çocukların öfkesini en aza indirmenizi sağlayacaktır.
  • Çocuğun öfke yönetiminde kararlı ve tutarlı bir ebeveyn tutumu sergilemeniz oldukça kıymetlidir. Çünkü çocuk istemediği her durumda öfke duygusunu kendine bir savunma mekanizması edinecek ve sürekli davranışlarını bu yönde devam ettirecektir. Fakat siz çocuğun davranışlarını değiştirmede kararlı bir tutum izlerseniz çocuk sizin ciddiyetinizin farkına varacaktır ve ortaya çıkan saldırgan davranışlarını değiştirme yoluna gidecektir.

Öfke de diğer duygular kadar normal bir duygudur fakat bu öfke duygusunun ne derecede yaşandığına ve deneyimlendiğine dikkat edilmelidir. Çocuğun öfkesi kendisi tarafından ve çevresi tarafından kontrol edilmekte zorlaşıyor ve saldırgan davranışlara eğilimi var ise bu durum ileride bazı sorunlara yol açabilir. Bu gibi durumlarda uzmanlar tarafından destek almak çocuk için daha faydalı olacaktır. Çocuğun okulundaki okul psikolojik danışmanları, psikologlar, psikiyatristler ebeveynlere ve çocuğa yardımcı olabilecek kişilerdir. Unutmayın ki; çocuğa gösterilen sevgi bile çocuğun öfkesine destek olabilecek unsurlardan biridir. Ebeveynlerin de çocuklarına örnek bir birey olmasının önemini ve çocukların duygusal gelişimlerinin temelinin ailede ve çevrelerinde başladığı unutulmamalıdır.

 Psikolog İrem ÖZ

1 2