İnsanlar bazı olaylar ya da durumlar karşısında tepkiler verir ve bunun sonucunda ortaya duygular çıkar. Öfke dediğimiz kavram ise üzüntü, mutluluk, kızgınlık, korku gibi durumlar ya da olaylar karşısında gösterilen tepkilerden birisidir. Birey kendini kısıtlanmış, engellenmiş, başaramamış, kaygılı, haksızlığa uğramış, beklenmeyen sonuçlar aldığında ve karşılanmamış istekleri olduğunda istenmeyen duygular ortaya çıkabilir. İşte bu duygulardan birisi de öfkedir. Öfkenin sıklığı ve tekrarı, öfkenin derecesi ve çocuğun sosyal hayatını etkileyip etkilemediği hakkında bize bilgi verir. Çocuklarda bu duygu geniş kapsamlı incelendiğinde, çocuğun yaşadığı çevre ve geçirdiği dönemler açısından normal karşılanabilir. 

Öfke çocuklarda yetişkinlere göre daha farklı tepkilerle ortaya çıkabilir. Çocukta sesin titremesi, ağlama nöbetleri, sinir krizleri ve hırçınlık olarak gözlemlenebilir. Çocukta bu tür ruh hali değişimleri yetişkin insanlara göre anlamsız olarak nitelendirilebilir. Fakat her bir çocuğun da tıpkı yetişkinler gibi bir birey olduğu ve onların da aynı şekilde her türden duygularının olacağı unutulmamalıdır. Örneğin, oyuncağı elinden alınan bir çocuk, istediği yapılmayan bir çocuk, sırasını bekleyemeyen çocuk, istediğini yapamayan ve elde edemeyen çocuk, hayat kırıklığına uğrayan çocuk ve yaptığı davranışlar yüzünden ebeveynleri tarafından istenmeyen tepkiler alan bir çocuk öfke gibi duyguları içinde barındırabilir. 

Öfke sıklığı veya derecesi çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir. Bazıları daha kolay öfkelenirken bazıları ise hiç öfke yaşamayabilir. Gelişim süreçleriyle birlikte anneden azıcık daha uzaklaşan çocuk, istediklerini yapmak, elde etme dürtüsü ve kendini birey olarak kabul ettirme amacı ile öfkeye daha çok eğilim gösterebilir. 

Çocuklarda Öfke Kontrol Problemi Neden Ortaya Çıkar?

Çocuklar öfkelerini kontrol edemeyip bu duygusunu davranışlara saldırganlık olarak dönüştürebilir. Bunların nedenlerinden birkaçı genetik faktörlü veya psikolojik faktörlü olabilir. Çocuklar davranışları ebeveynlerden veya yaşadıkları çevreden öğrenmeye maruz kalırlar. Buna göre, anne babanın öfke kontrolünde olan yetersizlikler çocukta da aynı şekilde öfke kontrol problemine dönüşüp saldırganlık davranışı olarak gün yüzüne çıkar. Aile ortamında ya da yetiştirilen ortamda yaşanan gerginlikler, çocuğa ya da aile içindeki bireylere karşı yükselen sesler, çocuk yetiştirilirken saldırgan olarak gelişen aile tutumları, çevredeki kayıplar, kazalar, travmalar, yaralanmalar ve anne-baba ayrılıklarının çocuğu etkileme derecesine göre onun bu tür davranışlar göstermesine zemin oluşturabilir. Diğer bir unsur ise, çocukta gelişen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) Bozukluğunun semptomlarından olan dürtüsellik, aşırı hareketlilik ailede çocuğa karşı bazı uyarılmalara yol açar ve çocuk bu tür davranışlarında uyarıcıları kontrol edemediğinden daha da öfkelenip agresif davranışlar sergileyebilir.

Önerilen Yazı  Özel Eğitim

Çocukların gelişim süreçlerinde özellikle ergenlik dönemlerinde ortaya çıkan hormonsal değişiklikler, duygu durumlarındaki farklılıklar öfkeye sebep olabilir. Bu dönemde çocukların yeni kimlik kazanmaları, kendi benliklerini tanımaları ve keşfetmeleri, buna bağlı olarak çevrelerinde yaşadıkları kabul edilme arzusu gibi durumlardan dolayı bazı zorluklar yaşarlar ve buna bağlı olarak strese girebilir ve gergin olabilirler. Bu stres durumu ise onlardaki öfke seviyesini yükseltebilir ve daha hırçın olarak nitelendirilebilirler. Öfke, çocukların bu döneminde ebeveynlerin tutumlarına ve otoritesine karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkabilir. 

Öfke Kontrol Problemlerini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

  • Çocuktaki öfkenin sebebi, nerede ve ne zaman ortaya çıktığını belirlemek önemlidir. Belirlediğiniz durumlardan uzak durmaya çalışmak atacağınız adımlardan ilki olmalıdır.
  • Çocuklar bir şey yaparken onların yaptığı şeylere bir anda yasak getirmek yerine onun hazırlanmasına izin vermek önemlidir. Örneğin, bilgisayar oyunu oynayan bir çocuğa biranda, hadi artık bilgisayarı kapat, ders çalış demek yerine, 10 dakika daha oynayabilirsin daha sonradan bilgisayarı kapatıp ders çalışmaya başlayabilirsin demek daha doğru bir tutumdur.
  • Çocuğun yapabileceği ve yapamayacağı şeyleri belirlemek de önemlidir. Onun yapamayacağı görevler vermek çocukta yapamadığında öfkeye sebep olacağından ilk olarak çocuğun yerine getirebileceği sorumluluklar vermek gerekir.
  • Çocukların fikirlerinin ebeveynleri tarafından desteklenmesi, verimli bir şekilde dinlenmesi ve ilgi görmesi onlar için oldukça önemlidir. Eğer çocuk kendini düzgün bir şekilde ifade edemezse öfke duyabilir ve kendini ifade etmek amacıyla saldırgan davranışlarda bulunabilir. Bu yüzden çocukların kendilerini rahatça ifade etmelerini sağlamanız ve onunla gerçekten ilgilendiğinizi göstermeniz çocukların öfkesini en aza indirmenizi sağlayacaktır.
  • Çocuğun öfke yönetiminde kararlı ve tutarlı bir ebeveyn tutumu sergilemeniz oldukça kıymetlidir. Çünkü çocuk istemediği her durumda öfke duygusunu kendine bir savunma mekanizması edinecek ve sürekli davranışlarını bu yönde devam ettirecektir. Fakat siz çocuğun davranışlarını değiştirmede kararlı bir tutum izlerseniz çocuk sizin ciddiyetinizin farkına varacaktır ve ortaya çıkan saldırgan davranışlarını değiştirme yoluna gidecektir.
Önerilen Yazı  Kaba Motor Becerileri Nelerdir ?

Öfke de diğer duygular kadar normal bir duygudur fakat bu öfke duygusunun ne derecede yaşandığına ve deneyimlendiğine dikkat edilmelidir. Çocuğun öfkesi kendisi tarafından ve çevresi tarafından kontrol edilmekte zorlaşıyor ve saldırgan davranışlara eğilimi var ise bu durum ileride bazı sorunlara yol açabilir. Bu gibi durumlarda uzmanlar tarafından destek almak çocuk için daha faydalı olacaktır. Çocuğun okulundaki okul psikolojik danışmanları, psikologlar, psikiyatristler ebeveynlere ve çocuğa yardımcı olabilecek kişilerdir. Unutmayın ki; çocuğa gösterilen sevgi bile çocuğun öfkesine destek olabilecek unsurlardan biridir. Ebeveynlerin de çocuklarına örnek bir birey olmasının önemini ve çocukların duygusal gelişimlerinin temelinin ailede ve çevrelerinde başladığı unutulmamalıdır.

 Psikolog İrem ÖZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir