İşitme, sesleri algılama sürecidir. Süreç kulak kepçesinin çevresel sesleri toplamasıyla başlar ve ses, dış kulak yoluyla kulak zarına iletilir. Kulak zarı gelen ses ile titreşir. Kulak zarında oluşan bu titreşim orta kulakta bulunan kemikçikleri (çekiç, örs, üzengi) hareket ettirmektedir. Kemikçikler gelen titreşimi oval pencereye iletir. Titreşimler buradan salyangoza (koklea) ulaşır. Kokleanın içerisindeki sıvı, gelen titreşimle tüy hücrelerini harekete geçirir ve işitme siniri ile ses beyine, elektriksel sinyal olarak ulaşır. Beynin ilgili bölümlerinde anlamlandırma gerçekleşir ve bu şekilde duyma olayı gerçekleşir.

İŞİTME KAYBI NEDİR?

Kulağın bölümlerinden birinde oluşan hasarlar sonucu ses algılama kalitesinin azalması veya kaybolmasıdır. İşitme kayıpları doğuştan veya sonradan (hastalık, travma, ilaç, yaş vb.) ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan işitme kayıpları doğumdan 48 saat sonra tanılanabilmektedir. Bu kapsamda yenidoğan işitme taramaları da yapılmaktadır. İşitme kaybı tek bir nedene bağlı olarak oluşmayabilmektedir. Doğum öncesi, doğum sırası veya sonrasında oluşan çeşitli nedenler işitme kaybını yol açabilmektedir. Bunlardan birkaçı prematüre doğum, enfeksiyonel hastalıklar (menenjit, yüksek ateş vb.), kulağa zarar verici bazı ilaçların kontrolsüz kullanımı, travma (kaza, vb.) ve genetik faktörler işitme kaybına yol açan nedenler arasında gösterilmektedir. Bunum yanı sıra sebebi bilinmeyen (idiyopatik) işitme kayıpları da vardır. İşitme kaybı hastanın konuşma ve anlama becerilerini bozmakla beraber çevresindeki insanlarla iletişim kurmasına engel olmaktadır. İşitme kayıpları iletim tipi, sensöri-nöral tip, mikst tip işitme kaybı olarak ayrılmaktadır.

İşitme Kaybı Türleri

İŞİTME KAYBI NEDENİYLE HANGİ SESLER DUYULMAZ?

Yukarıda bazı seslerin duyulduğu frekanslar görülmektedir. Sütunlar (yukarıdan -aşağı) frekans değerlerini, satırlar (soldan-sağa) ise şiddet (dB) göstermektedir. İnsanda dil ve konuşma sesleri 250-4000 frekans (Hz) aralığındadır. Örneğin işitme kaybı 60 dB olan biri köpeğin havlamasını, süpürge sesini duyabilir. İşitme kaybı 70-80 dB seviyesinde ise köpek havlamasını, süpürge sesini duyamaz ancak kamyon sesi, motosiklet sesini duyabilmektedir. Bu farlılık işitme kaybının derecesine göre değişmektedir.

İŞİTMEYE YARDIMCI CİHAZLAR NELERDİR?

İşitmeyi tedavi yolu ile düzeltme olanağı kalmadığı zaman kullanılan protezle işitme kazancı sağlamayı amaçlayan cihazlara işitme cihazları denir. İşitme kaybının olumsuz etkilerini gidermeye yönelik ve kişinin belli oranlarda işitebilmesini sağlamak amacıyla kullanılan bu araçlar, işitme kayıplı bireylerin çoğunluğu için, en etkili yaklaşımıdır. Sesleri yükseltmek için üretilmiş olan işitme cihazları, mikrofon aracılığıyla çevreden gelen sesleri toplar, yükseltir ve bu yükseltilmiş sesleri kullanıcının kulağına bir alıcı ile iletir. İşitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Var olan işitmeyi en etkili bir biçimde kullanılmasına yardım eder. Odyolojik değerlendirmeler tamamlandıktan sonra, birey için en uygun olan işitme cihazı seçilir. Tüm işitme cihazları mikrofon, yükseltici ve alıcı olmak üzere üç ana kısımdan oluşur.

İŞİTME CİHAZI TÜRLERİ

İşitme cihazlarının birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunları fiziksel özelliklerine göre sınıflandırdığımızda, kullanım sıklığına göre;

Kulak Arkası İşitme Cihazları:

Bu tip cihazlar işitme cihazı ve kulak kalıbı olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Kulak arkasına takılan işitme cihazı, kullanıcının kulak yapısına uygun olarak hazırlanmış kulak kalıbına plastik bir tüp ile bağlıdır.

Kulak kalıbı:

Kulak kanalı ve dış kulağın kalıbının alınması ile oluşturulur. Bu tip cihazlar bebeklerde, çocuklarda ve ileri derecede işitme kaybı olan yetişkinlerde kullanılır.

Kulak İçi İşitme Cihazları:

Bu tür cihazlar kulak içi işitme cihazlarının küçük bir modelidir ve genellikle en az göze çarpanıdır. Tüm işitme cihazı kulak kanalı görüntüsündedir ve kulak kanalı içine yerleştirilir. Hafiften orta şiddete kadar olan kayıplar için uygundur. Bu tip cihazlar bebekler ve küçük çocuklar için uygun değildir.

Bu cihazlar dışında bir de FM Sistem Telsiz Cihazları bulunmaktadır. FM sistem telsiz cihazları gürültü, uzaklık ve yön tayin etme problemlerini en aza indirmek için düzenlenmiş cihazlardır. Genelde sınıf içinde kullanılır. Öğretmen sesini sınıf gürültüsünün yükseltir ve öğretmen sesini kayba uğratmadan iletir. Öğretmenin sesi bulunduğu konuma göre etkilenmez. İşitme cihazı uygulaması yapılan çocuklarda kulak arkası işitme cihazı tercih edilmelidir. Çocuğun kulak kanalı yetişkin dönemine kadar sürekli büyüdüğü için kulak içi işitme cihazı tercih edilmez. Kulak arkası cihazda 6 ayda bir çocuğun kulak kalıbı değiştirilmesi gerekir.

Koklear İmplant (Biyonik Kulak)

Koklear İmplant, mekanik ses enerjisini, elektrik sinyallerine dönüştüren ve bunu doğrudan kokleaya aktararak, seslerin algılanmasını sağlayan elektronik bir cihazdır. Bu cihazlar bilateral, çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan ve konvensiyonel işitme cihazlarından çok az veya hiç yararlanamayan hastalara uygulanmaktadır. Koklear İmplant dış ve iç parçalar olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dış parçalardan, mikrofon kısmı akustik bilgileri alarak elektriksel sinyallere dönüştürür ve işlemciye aktarır. Konuşma işlemcisi sinyali kodlayıp yükselterek, iç kulakta uyarım yaratmak için uygun hale getirir. Elektriksel uyarı daha sonra dış antene iletilir. Dış parçanın sonuncusu olan dış anten ise gelen elektriksel uyarıyı deriden iç antene aktarır. İç parçanın ilk kısmı olan iç anten, elektrik akımını alıcı-uyarıcıya iletir. Alıcı-uyarıcı ise gelen sinyale göre ilgili elektrotların uyarılmasını sağlar. Son olarak elektrot demeti elektriksel uyarıyı iç kulağa aktarır ve koklea içinde ilgili alanın uyarılmasını sağlayarak işitmeyi sağlar.

İŞİTME CİHAZININ ÖNEMİ

  • İşitme cihazları sesleri yükseltmek için düzenlenmiştir. İçerisindeki mikrofonla çevresel sesleri toplar belirli stratejileri kullanarak sesi yükseltir bu yükselmiş sesi, içerisindeki alıcı ile kulağa iletir.

  • İşitme cihazı işitme kaybını düzeltmez, gelen sesleri yükselterek duymayı sağlar. İşitme kaybı olan çocuklarda temel amaç işitme kaybının konuşma ve dil gelişimi üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirerek konuşmayı duyulabilir ve anlaşılabilir hale getirmektir.

  • İşitme kaybı için işitme cihazları veya işitme kaybı derecesine göre koklear implant kullanılmalıdır. İşitme cihazlarıyla konuşma seslerini algılayamayan işitme kayıplı çocuklar için koklear implantlar diğer bir seçenektir.

  • İşitme cihazı seçimi yapılırken işitme kaybının türü ve derecesi, kulağın yapısının anatomik durumu, bireyin yaşı, sosyal ve ekonomik durumu, el becerileri, bilişsel farkındalık dikkate alınarak işitme cihazı tercih edilmelidir.

Doğuştan veya dil edinmeden önceki dönemde ortaya çıkan işitme kaybı, çocuğun dil gelişimini olumsuz yönde etkileyerek yaşamın bütün alanlarında normal işiten yaşıtlarından farklılaşmasına neden olabilmektedir. Erken dönemde işitme kaybının teşhis edilerek çocuğun cihazlandırılması ve eğitimine başlanması dil gelişiminin gerçekleşmesini sağlayarak bu olumsuzlukları büyük ölçüde ortadan kaldırabilmektedir.

İşitmeye yardımcı cihazların (işitme cihazı, koklear implant) kullanımı işitme kaybının tespitinden hemen sonra kullanılmaya başlanmalıdır. İşitme kaybının tespiti ve cihazların kullanımı geciktirilmemelidir. Cihazların kullanımına başlanması dil gelişimi için büyük önem arz etmektedir. Cihaz kullanımı ve beraberinde alınan eğitim ile çocuklar normal işiten yaşıtlarının dil seviyesine yaklaşabilmektedir.

Özetle;

Dil konuşma gelişiminin yaşıtlarıyla paralel gitmesi için erken dönemde cihazlandırma büyük önem taşımaktadır. Cihaz kullanan çocukların senede bir kez mutlaka odyolog tarafından işitme testi yapılarak güncel odyogramına göre cihaz ayarlaması yapılmalıdır.

İşitme cihazı kullanan çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler

  • İşitme cihazının günde en az 8 saat kullanılması gerekir.
  • Rutin cihaz ayarlamalarının odyolog tarafından yapılması gerekmektedir.
  • İşitme cihazı pilinin bitip bitmediğinin ailenin farkında olması gerekir.
  • Kulak kalıbının temizliği, değişmesi gibi konularda aileler bilgi sahibi olmalıdır.
  • Aile çocuğa uygun dinleme ortamı oluşturmalıdır.
  • Çocuğun yüzüne bakarak konuşulması gerekmektedir.
  • Çocukla sık sık iletişim kurularak çeşitli ses ve konuşma uyaranları çocuğa verilmelidir.

İŞİTSEL REHABİLİTASYON NEDİR?

İşitme kaybına bağlı olarak dil/konuşma, sesletim, iletişim, algısal, bilişsel, sosyal, duygusal, eğitimsel ve ailesel problemler görülebilmektedir.

İşitsel rehabilitasyon, işitme kaybına bağlı olarak ortaya çıkan bu kısıtlılıklardan korunmak ve kısıtlılıkları en aza indirebilmek için işitme kayıplının yeteneklerini geliştiren bir süreçtir. Bir başka tanıma göre ise işitsel rehabilitasyon işitme kayıplı bireylerin yeterli alıcı ve ifade edici iletişim becerilerinin geliştirilmesi için gerekli olan prosedür ve uygulamalardır.İşitsel rehabilitasyonun amacı; işitme cihazları ve yardımcı dinleme cihazları (FM sistemleri) ile işitme kaybının olumsuz etkilerini minimuma indirmek, işitme kayıplı bireylerin iletişim becerilerini arttırmak, uygun müdahale programları geliştirmek, işitme kayıplı birey ile aile arasındaki etkileşimi güçlendirmek ve işitme kayıplı bireyin psiko-sosyal gelişimini sağlamaktır.

İŞİTSEL GELİŞİMİN TEMEL FAKTÖRLERİ İŞİTSEL ALGI BASAMAKLARI

  1. Fark etme
  2. Ayırt etme
  3. Tanımlama
  4. Anlamlandırma

Farketme:

Çocuğun basit anlamda sesin varlığını ve yokluğunu fark ettiği düzeydir.  Bu aşamada çocuk seslerle ilgilenmeye başlar. Sesi fark etme pek çok davranış değişikliği ile ifade edilebilir. İleri derecede işitme kaybı olan bebek ve küçük çocuklar genellikle sesi fark etme becerisinde yoksundur. Bu aşamada ailenin en önemli görevi işitme kayıplı çocuklarına sesleri dinlemeyi öğretmek ve onları sesleri dinlemeye teşvik etmektir.

Ayırt etme:

Ayırt etme çocukların seslerdeki farklılıkları algılamayı öğrenmesi ile gelişir. Çocuk ailesinin konuşmasındaki heyecanın içeriğini veya sebebini anlamadan önce ailesinin konuşmasının heyecan taşıdığını fark eder. Ayırt etme seviyesinde olan bir çocuk farklı objeleri, insanları ve durumları keşfeder.

Tanımlama:

Tanımlama, spesifik seslerin tekrarını yapabilme veya işaret etme basamağıdır. Hafıza sürecini içine alır fakat seslerin anlaşılmasını içermez. Örneğin; çocuk oyuncak ineği gördüğünde “möööö” oyuncak köpek gördüğünde “hav hav” diye cevap verir çünkü bu seslerden birisi uzun birisi kısadır ya da başka bir oyuncak hayvan olan koyunun “meee” diye ses çıkardığını bilir ancak semantik olarak onun koyun olduğunu söyleyemez. Bu durum çocuğun henüz kelimelerin spesifik anlamlarını kazanmaması nedeniyle meydana gelir.

Anlamlandırma:

İşitsel gelişimin en karmaşık olan basamağıdır. İşitsel gelişim dikkatle başlar anlamayla sonlanır. Bu basamakta çocuk sesleri sadece tekrar etmekle kalmaz aynı zamanda seslerin anlamını da bilir. Anlama, soruları yanıtlayarak, yönergeleri anlayarak ve bir sohbete katılarak konuşmayı sürdürebilme sürecidir. Yani kelimeleri anlamları ile birleştirme basamağıdır.

İşitsel gelişim dikkatle başlar anlamayla sonlanır. Anlama düzeyinde çocuk sesi anlamı ile birleştirmeye başlar. Anlama, soruları yanıtlayarak, yönergeleri anlayarak ve bir sohbete katılarak konuşmayı sürdürebilme sürecidir. Örneğin işitsel uyaran olarak “hadi gidelim bay bay”; bilişsel fonksiyonla birleşir, hafızadan gitmekle ilişkilendirilir ve uygun motor davranış olan el sallamaya dönüşür.

İŞİTME KAYIPLI ÇOCUKLARDA DİL GELİŞİMİ

İşitme kaybı, çocuklarda başta dil olmak üzere birçok alanda soruna neden olmaktadır. Bu sorunlar erken teşhis, uygun işitme cihazı, aile ya da kurum merkezli eğitim vb. ile azaltılmakta hatta kimi durumlarda ortadan kaldırılmaktadır.

İşitme kayıplı çocuklar, işitme yetersizliklerinin özelliğine bağlı olarak gelişim sürecinde bazı farklılıklar gösterebilirler. Bu onların işiten akranlarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Doğumdan sonraki ilk aylarında işitme kayıplı çocuklar da normal işiten akranlarına benzer bir gelişim göstermektedirler. Ancak yaş ilerledikçe dil alanındaki gelişmede sınırlılıklar gözlenir. Dil gelişimi, işitme kayıplı çocukların, en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. İşiten çocukta dil kazanımı, birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri işitemeyen ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak gerçekleşemez.

Konuşma becerisi çok erken yaşlarda kazanılmaya başlamaktadır. Konuşmanın kazanılması sürecinde, dile ait kuralların tümünün öğrenilmesi gerekmektedir. Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren bu öğrenme süreci başlamış demektir. Ancak yine işitme yetersizliği gibi çeşitli durumlar, hastalıklar ya da çevresel yoksunluk yüzünden dil öğreniminde zorluklar yaşanabilir.

Normal gelişim gösteren çocukta işitme başlangıçtan itibaren etkindir. Çocuk sesin farkındadır ve yakın çevresindeki insanların çıkardıkları her türlü ses onun için belli anlamlar ifade eder. İşitme duyusu sayesinde çocuk aynı zamanda seslerin kaynağını dinleyip arar, konuşmalara karşılık verir, duyduğu sesleri taklit eder, ritmik ve kontrollü sesler kullanmaya başlar. Sözcük dağarcığı gelişir, yaptığı hataları dinleyerek düzeltebilir. İşitme yolu ile kazanılan bu beceriler sayesinde çocuk, iletişim için gerekli dili kazanır.

İşitsel girdiden yoksun olan ve işiten akranları ile benzer işitsel deneyimleri yaşayamayan işitme kayıplı çocukta, bu durum daha farklı gelişir. Başlangıçta ürettikleri sesler zaman içinde azalma eğilimi gösterir, taklitler ortadan kalkar, ses üretimleri hem niteliksel hem niceliksel olarak farklılaşır. İşiten çocuklar gibi rastlantısal öğrenimleri gerçekleştiremezler ve dil gelişimleri etkilenir.

İşitme kayıplı çocuklar sesleri konuşma ve konuşma ritmini işitsel olarak algılamadan yoksundur. İşitme cihazı kullananlar ise minimal düzeyde sözel iletişime girebilirler. İletişim yönünden çocuğun anlaması sınırlandığından çocuğun kullandığı ifadeler kısalır ve basit düzeye iner.

İşitsel algı yoksunluğu çocuğun işitme kaybı derecesine göre farklı sonuçlar doğurmaktadır. Hafif ve orta derecede kaybı olan çocuklar uygun bir işitme cihazı kullanmaya başladıktan sonra işitme cihazı sayesinde konuşma seslerini eksiksiz duyma ve takip etme becerisini kazanabilirler. Ancak ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar işitme cihazı kullansalar da bütün konuşma seslerini duyma imkânına sahip değildirler.

Çok ileri derecedeki işitme kayıplı bebekler, sadece görme alanları içindeki nesne ve olaylarla ilgilenirken, işiten çocuklar, işittikleri seslere tepki verir, kendi çıkardıkları sesleri duyarak, seslerini kontrol edebilirler. İşiten çocuklarla ebeveynleri arasında çocuğun çıkardığı sesleri, verdiği tepkileri pekiştirmeye yönelik aktif bir iletişim hüküm sürerken, işitme kayıplı çocukların pek çoğunda bu durum daha farklı gelişir. Çocuğunun engelli olduğunu öğrenen ailenin, çocukla sözel iletişimi azalabilir. Çocuğun sözel tepkilerinin az olması, ailenin çocukla iletişimini etkiler. Ailenin kullandığı ifadeler kısa, basit, abartılı bir hal alabilir. Bunun sonucunda, işitme kayıplı bebeklerde, ilk dönemlerde gözlemlenen ses çıkarmalar yaklaşık 9 aydan sonra kaybolur, taklitler ortadan kalkar, sesin kaynağına yönelme davranışı görülmez. İşiten çocuklar gibi tesadüfi öğrenmeleri gerçekleştiremez ve gelişimlerini tamamlayabilmek için destek eğitime ihtiyaç duyarlar.

İşitme girdisinden yoksun olmak, işitme kayıplıların dil ve konuşmalarında hem segmental (parçasal) hem de suprasegmental (bürünsel/parçalarüstü) sorunlarla kendini gösterir. Ünlü ve ünsüzlerin üretimindeki çarpıklıklar, seslerin birbirleri yerine kullanımı, hatalı kullanımı veya atılması, sesleri bir araya getirmede yaşanan problemler işitme kayıplı bireylerin konuşmalarında rastlanan eklemleme hatalarıdır. Bununla birlikte bürünsel özellikler açısından zaman kontrolünün konuşmalarının yavaş ve zahmetli algılanmasına sebep olduğu seslerinin tizliğini ayarlayamadıkları, tizliği gereksiz ve uygunsuz olarak değiştirdikleri ve süre ve ritim ile ilgili problemler yaşadıkları gözlenmektedir. Bütün bunlara bağlı olarak da dilin sözdizim ve sesbilgisi gibi diğer bileşenlerinde de zorluklar görülür.

Erken yaşlarda görülen işitme kaybı, konuşma ve dil gelişimini olumsuz yönde etkiler. Kaybı erken teşhis edilen ve uygun cihazlar edinen çocuklar ise dil gelişimini olumlu yönde geliştirebilir. Etkili bir işitsel geri bildirim sistemine sahip olmayan işitme kayıplı bir çocuk seslendirmelerine (vokalizasyonlarına) işitsel destek alamaz. Normal işiten çocuklar 7-10 aylıkken babıldarken, işitme kaybı olan çocuklar 1.5-2 yaşında babıldarlar.

İşitme kayıplı çocuklar babıldama dönemine kadar normal işiten çocuklarla paralel bir gelişim gösterebilirler. Çünkü bu döneme kadar olan seslendirme, refleksif bir seslendirmedir. Bu aşamadan itibaren işitme kayıplı çocuktaki dil gelişimine anlamlı bir duraklama ve gerileme görülmeye başlanır. Bu yüzden işitme kaybının erken teşhis edilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

İşitme kayıplı çocuklarda sözel ifadeleri öğrenmede işitme kaybının tipi ve derecesi önemlidir. Bu etkenlere bağlı olarak belirli aşamalardan geçerek işitme kayıplı çocukların konuşmayı öğrendiği gözlenmiştir.

Özetle;

Bu basamaklar bir süreçtir. İşitme kaybının tespiti, uygun cihazlandırma, işitsel rehabilitasyon birbirini tamamlayan parçalardır. Doğru tanı, doğru müdahale, sıkı takip ve aile eğitimi işitme kayıplı çocukların dil konuşma iletişim becerilerini daha iyi konuma getirecektir.

Odyolog Emrah URAL, Meltem Nur Taşcı, Esra AYDAR 

İlginizi çekebilir: Dil ve Konuşma Güçlüğü

Kaynakça

Balkany TJ, Hodges AV, Eshraghi AA, Butts S, Bricker K, Lingvai J. Cochlear implants in children. A review. Acta Otolaryngol 2002; 122: 356-362.

Belgin E,. Ülkemizde İşitme Kayıplarının Nedenleri Özel Eğitim Yaklaşımları 1992; 1 (02)

Belgin E. Erken implantasyonun önemi. Türkiye Klinikleri J Surg Med Sci 2006; 2: 51-54.

Belgin, E. ve Ataş, A. (2002). İşitme Cihazları. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. (ss. 312-325) Derleyen Onur Çelik. İstanbul: Turgut Yayıncılık.

Can, E. (2009). İşitme Kayıplı Türk Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Becerilerinin Gelişimi. Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Çeliker, P. Z. ve Ege, P. (2005). İşitme Engelli Çocukların Konuşmalarının Anlaşılabilirliği Etkileyen Faktörler. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 6(1): 19-32

Esmer, N., Akıner, M., N., Karasalihoğlu, A.R. ve Saatçi, M.R. (1995). Klinik Odyoloji. Ankara: Özışık Matbaacılık.

Ersoy, E. (1995). İşitme Engelli Çocukların İşitsel Algılarının Değerlendirilmesi. Bilim Uzmanlığı Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

Özal N, . Çocuklarda İşitme Cihazı Kullanımını Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi, 2020

Özbay, R. ve Çeliker, Z.P. (2003). İşitme Engellilerin Eğitiminde Öğretmen El Kitabı.Ankara:MilliEğitimYayınları.http://orgm.meb.gov.tr/yayinlar/isitmeengell iler/01kapak.htm (29 Mart 2007).

Sennaroğlu L, Sennaroğlu G. ve Yücel E. (2002). Koklear İmplantasyon. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. (ss. 326-338) Derleyen Onur Çelik. İstanbul: Turgut Yayıncılık.

Sipal, F. (2002). 7-11 Yaş İşitme Engelli ve Normal İşiten Çocukların Sosyal Uyum Düzeylerinin İncelenmesi. Bilim Uzmanlığı Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

Pektaş, Ş. (1993). Altı, Sekiz Yaş İşitme Engelli Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dile Yönelik Sözel İfadelerin İncelenmesi ve Normal İşiten Yaşıtları ile Karşılaştırılması. Bilim Uzmanlığı Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

Topbaş S,. Dil ve Kavram Gelişimi, 2005

Turan Z, Küçüköncü D ,Cankuvvet N, Yolal Y,. Koklear İmplant Ve İşitme Cihazı Kullanan İşitme Kayıplı Çocukların Dil Ve Dinleme Becerilerinin Değerlendirilmesi 2012;142-150

Turan Z,. İşitmenin Doğası ve İşitmeye Yardımcı Teknolojiler, 2017

Vincenti V, Bacciu A, Guida M, Marra F, Bertoldi B, Bacciu S, et al. Pediatric cochlear implantation: an update. Italian journal of pediatrics. 2014;40(1):72

Zeng FG, Rebscher S, Harrison W, Sun X, Feng H. Cochlear implants: system design, integration, and evaluation. IEEE Rev Biomed Eng. 2008;1:115-42.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.