İnsanoğlunun kendi zekâsı üzerine kazandığı düşünce bilinç dışı yapılan gözlemlerin, felsefi teorilerin, ilimlerin gelişiminin, çevrenin değişimlerinin üstlendiği görevler uzun bir tarih sürecine dayanmaktadır. Zekâ kavramını tanımladığımız zaman tam bir tanım yapmış sayılmayız. Oldukça çeşitli tanımlamalara sahip olan zekâ kavramı,  net bir anlama sahip olmadığından dolayı tanımı kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilmektedir.  Zekâ iletişim, etkileşim ve eğitim konularında kullanıldığı noktada doğrulanıp tanımlanmaktadır. 

Çoklu zekâ teorisini tanıtan Howard Gardner, zekâyı kendi kültürel değeri olan ürünler üretme yeteneği, gerçek hayatta karşılaşılan sorunlara etkili ve etkili çözümler sağlama ve neyin çözülmesi gerektiğini keşfetme yeteneği olarak tanımlamıştır. Günümüzde araştırmacılar, IQ testi ile ölçülen zekânın, çevresel faktörler, eğitim ve bireyin yeteneğinden bağımsız olarak belirli bir sayıya indirgenemeyeceğini belirtmiştir. Zekânın yalnızca sayısal ve sözel alanları dikkate alınarak yapılan IQ testleri güvenilirliğini yitirmiştir. Asıl amaç bireylerin hangi alanlarının geliştirildiğini belirlemek, bu alanı desteklemek, başkalarınında geliştirilebileceğini bilmek ve eğitimi buna göre düzenlemek önemlidir. Zekâ ölçülebilir bir gösterge değil, değerlendirilebilecek bir olgudur.

Türk dil kurumu zekâ kelimesini, “zekânın sözlük anlamı ise; insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset” olarak tanımlamaktadır. Wechlser’e göre zekâ kavramı, bilgi edinme ve biriken bilgileri zorluklarla karşılaşırken aktif olarak kullanma yeteneğini ifade eder.

Geleneksel zekâ anlayışı istikrarlı, değiştirilemeyen, tekil, hakiki yaşamdan soyutlanarak ölçülmektedir.  Yeni ve geliştirilebilir zekâ anlayışında kişinin kalıtımsal olarak getirdiği zekâ geliştirilebilir, birden çok ve farklı yollarla gün yüzüne çıkmaktadır. Bu bağlamda bireylerin geleneksel ve günümüz zekâ anlayışı karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

Eski ve Yeni Zekâ Anlayışlarının Karşılaştırılması

Geleneksel Zekâ AnlayışıYeni Zekâ Anlayışı

Zekâ, istikrarlı ve dolayısıyla değiştirilemeyen doğal bir türdür.Zekâ niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir.Zekâ tektir.Zekâ hakiki yaşamdan soyutlanarak (belirli zekâ testleri ile) ölçülür.Zekâ, öğrencileri belirli düzeylere göre kategorize etmek ve onların ilerideki başarılarını kestirmek etmek için kullanılır.

Bir kişinin kalıtımsal olarak beraberinde getirdiği zekâ kabiliyeti iyileştirilebilir, geliştirilebilir ve değiştirilebilir.Zekâyı herhangi bir performans, ürün veya problem çözme yeteneği ile göstermek mümkün olmadığından, dijital olarak hesaplanamaz.Zekâ birden çoktur ve farklı yollarla sergilenebilir.Zekâ temel yaşam durumlarından farklı algılanamaz.Zekâ, öğrencilerin kullanabileceği gizli yetenekleri veya doğal olarak açıklayamadıkları yetenekleri anlamak ve görevleri tamamlamak için kullanabilecekleri farklı yöntemleri araştırmak için kullanılır.

Bilim adamlarının uzun araştırmaları neticesinde zekâ kavramını bilişsel becerilere dayandırmıştır. Elde ettikleri bulguları tahlil ederek, zekâ kavramının kişinin çevreye uyumu ve çevresindeki bireylerle ilişkisini de dâhil etmişledir. İnsan zekâsının içeriği ve mekanizması gibi bilişsel süreçler ile beraber duygusal süreçleri de kapsar. Zekâ kültür farklılıklarından etkilenmektedir. Zekâ ruh bilimine göre, soyutlama, davranış değiştirme,  yeni davranışlar kazanma ve yetenek geliştirmelerin sonucudur. Zekâ tanımlarının geneline bakıldığında, zeki bireyler için; öğrendiklerini değerlendirebilen, yeni birtakım durumlara farklı çözümler geliştirebilen kişidir, denilmektedir.

Zekâ, tamamen kalıtsal olarak bize anne ve babamızdan geçen bir özellik olarak kabul edilmesi doğru değildir. Zekânın gelişiminde bulunduğumuz çevrenin ve ortamın etkisi kuvvetlidir. Çoğu birey bir takım zekâsal işlevlerini sonradan kazanmaktadır.

Zekâ Türleri ve Özellikleri

  • Sözel – Dilsel Zekâ
  • Sosyal Zekâ / Kişilerarası Zekâ
  • Bedensel Zekâ
  • İçsel Zekâ
  • Mantıksal – Matematiksel Zekâ
  • Görsel – Uzamsal Zekâ
  • Doğacı Zekâ
  • Pratik Zekâ
  • Müziksel – Ritmik Zekâ
  • Pratik Zekâ
  • Mekanik (Somut) Zekâ

Sözel – Dilsel Zekâ Nedir?

Hangi alanla ilgilendiğine bakılmaksızın, hangi genetik özelliklere sahip olduğu, hangi kültürde yaşadığı, bireysel dil zekâsı diğerlerinden daha belirgindir. Dilsel zekâ, her durumda ve her koşulda en çok kullanılan zekâ türüdür. Dil temel olarak bir ses sistemidir. Temel amacı bilgi iletmektir. Sistemi iyi anlayabilme ve bilgiyi doğru ve etkili bir şekilde iletişim kurabilme becerisi dil zekâsı alanıdır. Dil zekâsı olan bir kişinin temel özellikleri, güçlü yazma yeteneği, hikâye anlatma ve okuma, iyi bir kelime hafızasına sahiplerdir.

Sosyal Zekâ / Kişilerarası Zekâ Nedir?

Kişiler başkalarıyla etkili iletişim kurma, başkalarını anlama ve davranışları açıklama becerisine sahiptirler. Dili kullanmanın hem sözlü ve yazılı olarak yeterli biçimde kullanma yeteneğidir. Bu insanlar konuşmacılar, politikacılar, şairler, oyun yazarları, editörler ve diğer endüstriler içinde, yeteneklerini gösterebilmektedirler. Kendisi dışındaki bireyleri farkedebilme, insan ilişkileirini aktif bir şekilde sürdürebilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Kişilerarası zekâ, bireyleri gözlemleyebilmek, uyumlu bir şekilde çalışabilmek ve diğerlerini ikna edebilmek için çeşitli kişiliklerden insanlarla iletişim kurmak için sözel ve fiziksel zekâ dilini etkili bir şekilde kullanabilmektedir.

Grup içindeki işbirliğine dayalı çalışma, insanların duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını sözlü ve sözsüz olarak iletişim kurma, anlama, paylaşma, ifade etme, açıklama ve ikna etme yeteneğidir. Bireyin kendi zihinsel durumunu, duygularını, sezgilerini ve niyetlerini, bu durumlarla bir grup olarak nasıl çalışacağını ve sorunları çözdüğünü görmektedir.Başarılı satıcıların, politikacıların, öğretim görevlilerinin bu tür bir bilgeliğe sahip olduğu söylenebilir.

Sosyal Zekâ Alanının İpuçları: Kendi dışındaki bireylerin duygularına karşı hassastır. Konuşmalarıyla etkiler. Grup çalışmalarında, kusursuz ve özel sonuç çıkarabilir. Çeşitli kültürler, çeşitli hayat tarzları konusuna ilgilidir. Toplumsal ve siyasal sorunlara meraklıdır. Şaka yetenekleri gelişmiştir. Tavırlarının neticelerini değerlendirebilir. Kabul edici ve hoşgörülüdür. Çeşitli mekânlara kolayca uyum sağlar. Liderlik niteliği taşır.

Bedensel Zekâ Nedir?

Zihnin ve bedenin başarılı bir fiziksel performansla birleşmesiyle belirli bir hedefe yönelik eylemlerini göz önüne serme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Vücudu tek parça olarak makul ve yararlı kullanmaktadır. Bu zekânı niteliği, bedenin farklı şekillerde hem anlatmak hem de bir hedefe varmak için becerikliliğin kullanabilmesidir. Bu zekâ özelliği, bireylerin parmaklarını, ellerini kullanmasını ve tüm vücudun kullanıldığı egzersizleri yapmasını gerektiren ince hareketlerle nesneler çizme yeteneğinde yatmaktadır.

Genel olarak vücudun fonksiyonel veya ifade amacıyla kullanılması becerisi, nesnelerin yönlendirmesi becerisiyle birlikte kullanılmaktadır. Vücudun kullanımı bir zekâ türü olarak tanımlamak ilk duyulduğunda şaşırtıcı olabilmektedir. Son yıllarda kültürel geleneğimizle bir açıdan zihin yürütme eylemi arasında, diğer açıdan da doğamızın açıkça bedensel eylemleri arasında bir uyuşmazlık söz konusu olabilmektedir. Zihinsel ve fiziksel arasındaki bu uyuşmazlık da, sıklıkla vücudumuzla yaptığımız işlerin lisan, mantık ve diğer soyut sembol sistemlerini kullanarak yürüttüğümüz problem çözme temelindeki etkilerden daha az ayrıcalıklı ve daha az kişisel olduğu düşüncesiyle birleştirilmektedir.

Son dönemlerde psikologların vücudun kullanılması ve diğer bilişsel kuvvetlerin doğrudan bağlantısı olduğunu hatırlaması da dikkate çekmektedir. Vücudu ustalıkla kullanmanın nöropsikolojik dayanağı kadar zihinsel kuvvetlerin kullanımına da gözle görülür bir eğilim söz konusu olarak değerlendirilmektedir.

Fiziksel beceri gerektiren işlerin gelişmesinde önem taşımaktadır. Sporla uğraşan bireylerde bu zekâ çeşidi belirgin olarak gözükmektedir. Bu zekâ türünün yüksek olduğu bireylerde, sportif hareketleri ve bedensel kuvvet gerektiren oyunları basitmiş gibi uygulayabilmektedirler. Bu kişiler koordinasyon becerileri, denge, sürat ve esneklik dikkat çekmektedir. Bu bireylerin karşılaştıkları sorunları çözerken ve ürün oluştururken düşüncelerini veya duygularını ifade etme, bedenlerini veya kaslarını kullanma yeteneğidir. Bale dansçıları, sporcular ve heykeltıraşlar ve bu tarz alanlarla ilgili olan insanlar, tüm spor performans sanatçıları bu zekâya sahip insanlar olarak tanımlanmaktadır.

Bedensel Zekâ Alanının İpuçları: Sağlıklı yaşama dair bedenlerine ilgi gösterirler. Gördükleri cisimlere temas ederek incelerler. Koşma, zıplama, atlama, tırmana gibi eylemleri yapmaya ilgilidirler. Bedensel güç gereken etkinliklerde başarılıdırlar. Rol yapma, atletizim, dans gibi alanlarda yeteneklidirler. Bulundukları çevreye yönelik duyarlı davranışlar sergilerler.

İçsel Zekâ Nedir?

İç zekâ, hemen anlayabileceğimiz gibi, bir insanın iç dünyasına yönelik zekâsıdır. Temel olarak, insanlar kendilerini tanıyan ve kendilerini ifade etme konusunda güçlü kişilerdir. Çok az insan kendi ihtiyaçlarının, isteklerinin, arzularının, zayıflıklarının ve güçlü yanlarının farkındadır. Çevresel faktörler, sosyal baskı veya öz kontrol mekanizmaları, nesnel bir bakış açısı eksikliği gibi koşullar, birçok insanın benlik anlayışında olumsuz sonuçlanır. Güçlü iç zekâya sahip insanların ihtiyaçlarının, arzularının, güçlü ve zayıf yanlarının farkındadır. Başarısızlıklarından sonuçlar çıkarır ve hayatını istediği gibi nasıl yönlendireceğini bilmektedir. Gelişmiş zekâlı insanlar kendi özelliklerini iyi tanımaktadır.

Mantıksal – Matematiksel Zekâ Nedir?

Mantık – matematiksel zekâ sadece dört işlem değildir, yani problem çözme ve matematik dersinde başarı olmakla sınırlı değildir. Kişinin matematik dersinin iyi olması, böyle bir zekâya sahip bir kişinin doğal sonucudur. Bu zekâ türü, sayıların, olay ilişkilerinin, bağlantıların, sistematiği, analiz kapasitesinin ve neden-sonuç ilişkilerinin kullanımını kapsamaktadır. Bu zekâya sahip bir kişi, hem somut dünyayı hem de soyut dünyayı algılama yeteneğine sahiptir. Özetle, mantıksal-matematiksel zekâ sistematik düşünme yeteneğidir. Bu zekânın özellikleri, mantık kurmak, somut veya soyut bir sınıflandırma yapma, zihinden matematiksel işlemler yapabilir, sayısal bulmacalar ve satranç gibi oyunlar dikkat çekmektedir.

Görsel – Uzamsal Zekâ Nedir?

Görsel ve uzamsal zekâ, gözlerimizle algıladığımız şeyin bir uzantısıdır. Bireyler çocukluklarından başlayıp gördükleri her şeye anlam yüklemektedir. Gördüklerimize ve aklımızda algıladıkları yere atfettiğimiz anlamların detayları, görsel-mekânsal zekâ alanının seviyesine bağlı olarak değişmektedir. Görsel-uzamsal zekâ alanında geliştirilen insanlar özelliklerinde, sanatsal yönlerinde güçlüdür, akranlarına göre resim çizebilme yeteneği gelişmiştir, hayal gücünü geliştirebilir ve çeşitli resmi kombinasyonlar oluşturabilmektedir.

Doğacı Zekâ Nedir?

Kimi insanlar diğerlerinden farklı olarak, doğayla daha içli dışlılardır. İçli dışlı olmakla kastedilen, kırsal alanda yaşamak ya da tarımla uğraşmak değildir. Burada kastedilen doğadan zevk almak, kendi kötü hissettiğinde doğaya kaçma isteği duymak, doğal olaylarla, bitkilere ve hayvanlara ilgi duymak gibi şeylerdir.

Doğa zekâsı, her çeşit doğal olay ve olgu üzerine fikir üretmeyi, hissetmeyi ve harekete geçmeyi içermektedir. Doğanın içinde bulunan canlıları araştırma isteği bu zekânın en belirgin özelliğidir. Bu tür zekâya sahip olan bireyler doğal tabiat kaynaklarına ve çevre kirliliğine dikkat ederler ve bu becerilerini üretken şekilde kullanmaktadırlar. Bu bireyler avcı, ziraatçı, biyolog, veteriner gibi bu zekâları gelişmiş olan kişiler olarak tanımlanmaktadır. Doğadaki bütün canlıları tanıma, inceleme ve canlıların var oluşları üzerinde fikir sahibi olma, doğayı tanımlama, anlamlandırma ve bu kapsamda yaratıcılıklarını geliştirme yeteneğine sahip olmaktadır. Doğacı zekâsı normal bireylerin zekâlarından daha yüksek düzeyde olan bireyler sağlam bir çevre oluşturma bilincine sahip olmaktadırlar. Bu kişiler doğal kaynaklara, doğada yaşayan canlılara, karşı hassas ve ilgili olmaktadır. Doğa bireylerin doğal bilgi edinme ortamıdır. Kişiler bu tür ortamlarda bilgi ve becerilerini en iyi şekilde kullanarak geliştirebilmektedir.

Doğa, bütünsel bir yapıyla donatılmış, birbiriyle iç içe geçmiş olan birden çok niteliği içerisinde barındırmaktadır. Doğacı zekânın önemi, ufak yaşlardan başlayarak verilen eğitimlerle kazandırılabilmektedir.

Müziksel – Ritmik Zekâ Nedir?

Bir birey doğduğunda ve hatta doğmadan önce bile, ses ve ritimlerle etrafında neler olduğunu algılamaktadır. Doğal olarak, ilk olarak uyarılmaya başlayan alan beynimizin müzikal-ritmik zekâ alanıdır. Bir kişi önce belirli bir seviyenin üzerindeki sesleri algılamaya ve cevaplamaya başlar, sonra yavaş yavaş tüm seslere tepki vermektedir. Her ses veya müzik, farklı şekillerde bile olsa herkesi etkiler. Tüm bu niteliklere diğer bireylerden fazlasıyla sahip ve hassas olan insanların müzik-ritmik zekâsı yüksektir. Bu tür insanlarda bulunan diğer özelliklerden olan müzik, kişilerin hayatlarında önemli bir yere sahiptir. Konuşurken bile şarkı söylüyormuş, ders çalışırken veya konsantre olurken müzik dinliyor gibi sıradan işler yaparken ritmi tutmaktadırlar.

Yaratıcı Zekâ Nedir?

Yaratıcı zekâ, daha önce rastlamadığımız olay ve sorun karşısında kişiye özgün çözüm türleri üretebilme kabiliyetidir. Kaliteli fikirler üretebilme becerisidir. Fikirleri üretebilen fakat fikirlerin uygulaması aşamasında tam bir başarıya ulaşılamayan zekâ türüdür. Yaratıcı zekâ görüşü, aklı ve icat zekâsı olarak tanılamakta ve her türlü değişiklik ile yaratıcılığın esasını oluşturmaktadır. Yaratıcı zekâyı detaylandırmanın başlıca yolu, devamlı biçimde sanatsal eylemlerde bulunulmaktır.

Pratik Zekâ Nedir?

Pratik zekâya sahip bireyler yeteneklerini gerçek hayatta karşılarına çıkabilecek durumlar karşısında kullanabilme becerisine sahiptirler. İşimize yararı olan problemleri çözme düzeyinde analitik ve yaratıcılık becerilerini hayata geçirebilmek için gerekli olan türdür. Sternberg’e göre mesleki hayatta pratik beceri kadar zekâ seviyesinde belirleyicidir. Fakat düşük seviyeli zekâya sahip kişilerin pratik becerisi ne kadar iyi olursa olsun yüksek seviyeli çalışmalarda başarılı olamaya bilmektedir.

Soyut Zekâ Nedir?

Soyut zekâ; sözel, sayısal ve kavramsal anlama kabiliyetidir. Mekanik zekâ;  araç gereç ve mekanik aletlerden anlama kabiliyetidir. Toplumsal zekâ,  kişiler arası iyi etkileşim ve ilişkiler oluşturabilme kabiliyetidir. 

Sembollerden yararlanarak düşünme kabiliyetidir. Çocukluk çağlarında kendini pek fazla belli etmeyen bu zekâ türü, kendini fazlasıyla 12 yaş ve sonrasında belli eder. Somut olarak var olmayan fakat var olanlar arasındaki bağlantılardan genelleme yapma ile zihinde soyutlama ile ortaya çıkan, somut olarak var olmayan pi sayısı, türev, limit, sayılar ve sembollerle ilgilenir. Matematiksel kavramlarını kullanarak bağlantılar kurmak soyut zekânın yaptığı bir işlevdir. Şairler, yazarlar ve besteciler ağırlıklı olarak soyut zekâyı kullanır.

Mekanik (Somut) Zekâ Nedir?

Mekanik aletler ile araç, gereç yapımı ve bu aletlerin kullanımında kendini belli eder. Çocukluk çağlarında kendini belli etmeye başlayan bu zekâ türü, bozulan, kırılan bir materyali tamir ederken; puzzle, yap – boz ve türevleri materyallerle ilgilenirken kullanılır. Bu zekâ türü genellikle mimar, mühendis, tamir ustası ve bu alandan uzman olan işçilerde bulunabilir. 

Zekâ Testleri ve Psikoloji

Çoklu Zekâ Kuramı ve Eğitimde Kullanımı

Çoklu zekâ kuramı ilk ortaya çıktığında tıpkı mürekkep lekesi testi gibiydi. Çoklu zekâ değişik kültürlerde nasıl kullanıldığıyla ilgili, Çin örneğinde insanlar çoklu zekâ kuramındaki 8 zekâ alanında da yetişmesi gerektiğini düşünmekteydi.

Beyin araştırmalarına ve nöro-psikolojiye dayanarak geliştiren çoklu zekâ teorisini Gardner, bu teoriye göre zekâ evrensel ve geliştirilebilir olduğunu belirtmiştir. Bireylerin, kalıtımıyla birlikte sahip oldukları bir zekâ türü mevcut, fakat daha öncelerde belirtilen kuramlardan farklı olarak ortaya çıkmıştır. Çoklu zekâ teorisi, zekânın evrensel, geliştirilebilir, değişken ve öğrenilebilir olmasını destekleyen bir teoridir. Bireylerin zekâ türlerinden hangilerinin ne boyutta geliştiğini saptayıp, gelişmiş alanın desteklenmesi, geriye kalan zekâ türlerinin de eğitim yoluyla geliştirilebileceğini savunmaktadır.  Her ne kadar çoklu zekâ teorisi eğitimde radikal bir fikir olsa da, bu fikre dayanarak, eğitimin çeşitlendirilmesi ve kişiselleştirilmesinin yanı sıra uygun önlemler ve eğitim yöntemleri geliştirilmektedir.

1980lerin başlarında ABD’ de de henüz tamamlanmamış eğitimde köklü değişimin başarı sağlamayacağını, değişse bile günümüzün ihtiyaçlarını ve toplumun beklentilerine karşılık gelmeyeceğini düşünen Howard Gardner ve arkadaşları, sorunu çözecek tek yolun birey merkezli eğitimle gerçekleşeceğini ve hedefleri doğrultusunda kuramlar üretmekle başarılı olacaklarını düşünmektedir.

Bireysel merkezli eğitim için iki önemli başlangıç noktası vardır. Bunlardan ilki; herkesin zihinsel yapısı farklı olduğu için, eğitim sisteminin bu farklılıklara cevap verecek şekilde kurulması gerektiğine inanılmaktadır. Bu bağlamda, bireyin zekâ profilini dikkate alan ve bireyin eğitim başarısını en üst düzeye çıkaracak bir modele ihtiyaç vardır.

Çoklu zekâ kuramına göre, Gardner’ın sonradan eklediği Doğacı zekâ da dâhil olmak üzere sekiz zekâ alanı vardır.

Zekâ Testleri Nerede Kimler Tarafından Nasıl Yapılır?

Zekâ Testleri Kim Tarafından Yapılmalıdır?

Ebeveynlerin, test uygulamaları ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamalarından kaynaklı, alanında uzman olmayan,  gerekli eğitimleri almamış, test bilgisi yetersiz kişilere yönelen ebeveynler yetkin olmayan kişilerce yapılan test uygulamaları sonucunda ortaya çıkan yanlış değerlendirmelerle çocuklarına gereğinden fazla sorumluluk yükleyerek beklenti içerisine girebilmektedir. Bu durum psiko-sosyal gelişim dönemindeki çocukların kendine olan güvenlerinin zedelenmesine, kendi içlerine kapanmasına ve bunlara bağlı psikolojik sorunlar, negatif tepkiler ve davranışlar geliştirmesine sebebiyet verebilir.

Bu nedenle zekâ testleri, psikoloji, psikolojik danışma ve rehberlik, psikolojik hizmetler mezunu olan kişiler tarafından yapılmalıdır. Bu testleri uygulamak için gerekli eğitimlere katılarak alınabilen uygulayıcı sertifikasına sahip olan kişilerce uygulanmaktadır.

Zekâ Testleri Ne Amaçla Yapılır?

Çeşitli amaçlarla kullanılabilen zekâ testleri; bize bir çocuğun hangi alanlara yönelik daha az gelişim gösterdiğini hani alanlara yönelikse fazla gelişim gösterdiğini saptama yardımcı olurken aynı zamanda zekâdaki gelişimsel geriliğin (zekâ geriliği) ya da zekâdaki üstün gelişimselliğin (üstün zekâ) ortaya çıkarılmasında kullanılır. Bunun yanı sıra görme, işitme, duyma, nörolojik ve psikolojik problemlerin varlığına yönelik tespitlerde de kullanılabilir.

Kişilerin zekâ düzeyi ile ilgili güvenilir bir fikri sahip olmanın yolu kişinin, çözümü zihin kullanımını gerektiren zorlu işlemlerle karşı karşıya kalması ve yapılanları nesnel bir biçimde tespit edilmesidir. Bu tespiti yapan uygulayıcıların ilgili testin eğitimine sahip olmaları ve yeterli deneyimlerinin olması önemlidir.

Zekâ Testleri Nerede Yapılır?

Çocuklarına test yaptırmak isteyen ebeveynler Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde, devlet hastanelerinin ilgili bölümlerinde, çocuk ve ergen psikiyatri servislerinde, psikoloji ve psikoterapi kliniklerinde ve zekâ testi uygulama ve özel eğitim merkezlerinde ilgili testleri yaptırabilirler.

Ülkemizde uygulaması yapılan kullanımda olan pek çok test vardır.

0-6 Yaş grubu için uygulanan testlerden;

  • Denver II Gelişim Tarama Testi
  • Ankara Gelişim Envanteri testleri kullanılmaktadır.

02-16 yaş grubu için kullanılan Stanfrod Binet Zekâ Testi uygulanmaktadır.

05-17 Yaş grubu için uygulanan zekâ testlerinden;

Önerilen Yazı: Ankara Wisc-R Zeka Testi Uygulama Merkezi

Zekâ Geliştiren Oyunlar

  • Bil Bakalım Kim Kartları
  • Jenga
  • Yap-Boz
  • Bul-Tak
  • Sola Test
  • Amiral Battı
  • Ters Telaffuz
  • Bilmece
  • Soru-Cevap
  • BOM

Doğru Bilinen Yanlışlar

Toplumda, ebeveynler çocuklarına imkânları sınırlarında, sundukları eğitim süreci boyunca bütün ilgi, alaka ve dikkatlerini çocuklarının başarı, yetenek ve ilgi duydukları alanlara yöneltmektedir. Ebeveynler, çocukların tutum, davranış, deneyim ve öğrenme tarzlarından etkilenerek bu süreçteki davranış, değişim ve gelişimlerinden gururlanmaktadır. Fakat son zamanlarda giderek yaygınlaşan “Çocuğum üstün zekâlı mı? Zeki mi? Çocuğum niye diğer çocuklar gibi/kadar başarılı değil? Benim çocuğum süper zeki mi?” gibi düşünceler sonucunda ebeveynlerin yaptığı sorgulamalarla yanlış yönlenmeler ortaya çıkmaktadır. Bu kulaktan duyma bilgilerle anlamı ve içeriği değişen zekâ karşısında ebeveynlerin beklenti ve istekleri artmakta tahammülleri özellikle başarı konusunda azalmakta ve çocuklarına karşı tutumları değişmektedir.  Bu durum sonucunda hem ebeveynler hem çocukları hayal kırıklıkları yaşamaktadır. Bu durumu göz ardı eden ebeveynler, çocuğunun zekâsına inan ya da çocuğunun zeki olduğunu düşünen aileler zekâ seviyesini kanıtlamak için zekâ testi yaptırma ihtiyacı duyarlar.

Zekâ yalnızca soyut ve akademik alandaki beceriler olarak tanımlanması yeterli değildir. Zekâ, öğrenilen bilgi, beceri ve deneyimleri ileri seviyelere taşımayı, bilişsel kapasiteyi genişletme, yeni yapılanmalar ve üretim ile yeni bilgiler oluşturma, dönüştürme kapasitesidir. Bu nedenledir ki bilgilerin ezberlenmesini değil özümsenmesi önemlidir. 

Toplumdaki zeki çocuk anlayışı; derslerinde başarılı, çok çalışan, disiplinli, sessiz sakin, laf söz dinleyen çocuk olarak yapılabilmektedir. Fakat bu tanım oldukça yanlıştır. Klinik testler ve değerlendirmelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda derslerle alakası olmayan, hareketli, dağınık, gürültücü çocuğun zekâ değerlendirmesinde de farklılaşan ilgi alanlarına göre üstün performans sergilediği görülmektedir.

Bu sebeple yıllardan beri sadece okul derslerinde gösterilen başarı üstün zekâ ile karıştırılmaktadır. Bu karışıklığın önüne geçmek için Çoklu Zekâ Teorisi ortaya çıkmıştır. Bu teori sayesinde çocuğun bir matematik sınavında çıkan bütün soruları çözmesi yani o çocuğun matematikte yüksek performans göstermesi demek sayısal alanda zeki olduğunu gösterirken, bir başka çocuğun müzik, sanat, spor, kişiler arası ilişkiler kurma ve sosyalleşme gibi alanlarda yüksek performans göstermesi de zeki olduğu göstermektedir.

Psikolog Gizem Altun

Kaynakça

Akamca, G. Ö. (2005). Çoklu Zekâ Kuramı Tabanlı Öğretimin Öğrencilerin Fen Başarısı, Tutumları ve Hatırda Tutma Üzerindeki Etkileri. Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, 28(28), 178-187.

Aktüel Psikoloji. (2019, Mart 10). Aktüel Psikoloji. 2022 tarihinde https://www.aktuelpsikoloji.com: https://www.aktuelpsikoloji.com/cocuk-zeka-testleri-nerede-yapiliyor-11397h.htm adresinden alındı

Altan, M. Z. (1999). Çoklu Zekâ Kuramı. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 17(17), 105-117.

Azar, A. (2006). Lisede Seçilen Alan ve ÖSS Alan Puanları İle Çoklu Zekâ Profilleri Arasındaki İlişki. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi(46), 157-174.

Berkant, H. G., & Ekici, G. (2007). Sınıf Öğretmeni Adaylarının Fen Öğretiminde Öğretmen Öz Yeterlik İnanç Düzeyleri İle Zekâ Türleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi16(1), 113-132.

Canbay, H., & Edizer, Z. Ç. (2012). Behiç Ak’ın Çocuk Kitaplarında Doğacı Zekâ. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi32(1), 83-101.

Çakar, U., & Arbak, Y. (2004). Modern Yaklaşımlar Işığında Değişen Duygu-Zekâ İlişkisi ve Duygusal Zekâ.

Erdoğan, İ. (2004). Eğitimde Değişim Yönetimi. Pegem A Yayıncılık.

Ilgar, M. Z., & Ilgar, S. C. (2018). Sternberg’in Başarılı (Üçlü) Zekâ Kuramı. Electronic Turkish Studies13(18).

Karadağ, A. (2006). Okul Öncesinde Çoklu Zeka (Cilt 1). Ankara: Kök Yayıncılık.

Karakurt, B. (2003). Sınıf Yönetiminde Üstün Zekâ ve Yetenekli Öğrencilere Yönelik Öğretmen Tutumu.

Korkmaz, H. (2001). Çoklu Zekâ Kuramı Tabanlı Etkin Öğrenme Yaklaşımının Öğrenci Başarısına ve Tutumuna Etkisi. Eğitim ve Bilim Dergisi, 72.

Köksal, M. S. (2006). Kavram Öğretimi ve Çoklu Zekâ Teorisi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 14, 473-480.

Saban, A. (2003). Çoklu Zekâ Teorisi ve Eğitim. Ankara: Nobel Yayınları.

Şen, B. (2018). Meteforlarla Duygusal Zekâ Evde, Okulda İş Yaşamında. Ankara: Nobel Yayınları.

TDK. (2011). Türk Dil Kurumu. Türk Dil Kurumu Web Sitesi: https://sozluk.gov.tr/?kelime=zek%c3%a2 adresinden alındı

Yarapsanlı, B. (2015). Mutlu Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezi. 2022 tarihinde http://mutluyasampsikoloji.com/:http://mutluyasampsikoloji.com/zeka-testleri-kim-tarafindan-yapilir/ adresinden alındı

Yelkikalan, N. (2006). 21.Yüzyılda Girişimcinin Yeni Özelliği : Duygusal Zekâ. Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, 1(2), 39-51.

Yerli, S. (2009). İlk ve Orta Öğretim Okullarındaki Yöneticilerin Duygusal Zekâ ve Problem Çözme Beceleri Arasındaki İlişki “İstanbul Anadolu Yakası Örneği”. İstanbul: (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü.

Yolcu, S. (2019). İlkokul Öğrencilerinin Duygusal Zekâ Düzeyinin Problem Çözme Becerisi Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi. Konya: (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.