Kızılboğa Modeli: Kekemeliğe Bütüncül Bakan Bir Terapi Yaklaşımı
Kekemeliği yalnız takılmalar olarak değil, eşlik eden kaygı, kaçınma ve hayata katılımla birlikte ele alan, Türkiye'de geliştirilmiş bir terapi modeli. Yeşiltepe şubemizde uygulanır; ön görüşme ücretsizdir.
Kızılboğa Modeli: kekemeliğe yönelik terapi yaklaşımı
Kızılboğa Modeli, dil ve konuşma terapisti Veysel Kızılboğa ile psikolojik danışman Mahmut Kızılboğa'nın geliştirdiği bir kekemelik terapisi modelidir. Model, kekemeliği yalnız kulağa gelen tekrarlar ve bloklar üzerinden değil, kişinin duyguları, kaçındığı durumlar ve okula, işe, arkadaşlığa katılımıyla birlikte ele alır. Hedefi, kişinin takılsa bile kendini özgürce ifade edebilmesidir.
Keçiören-Yeşiltepe şubemizde model, Kızılboğa Akademi'nin uygulayıcı eğitimini almış dil ve konuşma terapistlerimiz tarafından yürütülür. Modelin size ya da çocuğunuza uygun olup olmadığı, ayrıntılı bir dil ve konuşma değerlendirmesiyle netleşir.
2 yaş ve üzerindeki herkese uyarlanır
Dünya Sağlık Örgütü ICF çerçevesi
Kaçınılan durumlara kademeli yaklaşma
Kaygıyla birlikte konuşabilme
Aile danışmanlığıyla başlayan süreç
Ölçeklerle düzenli izleme
Kızılboğa Modeli nedir?
Modelin çatısını Dünya Sağlık Örgütü'nün İşlevsellik, Yetersizlik ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması, kısaca ICF oluşturur. ICF bir sağlık durumunu yalnız bedende görülen belirtilerle tanımlamaz; kişinin günlük etkinliklerini, topluma katılımını, çevresinin tutumlarını ve kişisel özelliklerini de hesaba katar. Kekemelik açısından bunun anlamı şudur: iki kişinin takılma sayısı aynı olabilir, ama biri sınıfta rahatça söz alırken öteki hiç konuşmamak için türlü yollar arayabilir. Terapi bu ikinci kişinin yaşadığını da görmek zorundadır.
Kekemelik yalnız takılmalardan mı ibaret?
Dışarıdan bakan biri kekemeliği ses ve hece tekrarları, uzatmalar ya da bloklar olarak duyar; yani yalnız kulağa gelen kısmını fark eder. Kekeleyen kişinin yaşadıkları ise çoğu zaman bunun ötesine geçer. Takılma korkusu, bazı kelimelerden ve ortamlardan kaçınma, konuşurken göz kırpma ya da baş hareketi gibi ikincil davranışlar, utanç ve kaygı tabloya eşlik edebilir.
Kaçınmak kısa vadede rahatlatır; ama zamanla kaygıyı büyüten bir döngüye dönüşür. Bu döngü günlük hayatta kendini şöyle gösterebilir: çocuk takılacağını düşündüğü kelimenin yerine başka bir kelime koyar, derste cevabı bildiği hâlde parmak kaldırmaz, telefonda konuşmak istemez, tanımadığı kişilerle sohbetten uzak durur. Konuşulan anlar azaldıkça özgüven de aşınır. Kızılboğa Modeli bu görünmeyen tarafı terapinin merkezine koyar. Konunun genel çerçevesini kekemelik sayfamızda bulabilirsiniz.
Modelin dört temel bileşeni
Bileşenler birbirinden ayrı oturumlar değildir; her seansta kişinin ihtiyacına göre farklı ağırlıklarla bir arada çalışılır.
Kaçınmayla çalışmak
Kişinin uzak durduğu kelimeler, kişiler ve ortamlar birlikte listelenir, en kolaydan başlayarak planlı adımlarla bu durumlara yaklaşılır. Beklenen kötü sonuç ile gerçekte olan arasındaki fark yaşanarak görülür.
Risk alma ve tolere etme
Modelde RaTe diye kısaltılan beceri, takılma ihtimaline ve dinleyenin olası tepkisine rağmen konuşmayı göze alabilmektir. Risk alındıkça bu kapasite büyür.
Duygusal sağlamlık
Başkalarının ne düşüneceği endişesi, mahcubiyet ve konuşma öncesi gerginlikle başa çıkmanın yolları çalışılır. Kaygının sıfırlanması beklenmez; kaygı varken de iletişimi sürdürebilmek hedeflenir.
Hayata katılım
Sınıfta söz almak, arkadaş grubuna katılmak, telefonda konuşmak, iş görüşmesine girmek gibi gerçek hayattaki iletişim durumları terapinin asıl ölçüsüdür.
Modelin hedefi neden doğrudan akıcılık değil?
Kekemelik terapisinde farklı yollar vardır. Akıcılık odaklı yaklaşımlar konuşma hızını, nefesi ve ses başlangıcını düzenleyen tekniklerle konuşmayı akıcı hâle getirmeye çalışır. Kızılboğa Modeli akıcılığı hedef almaz. Önceliği, kişinin ve ailenin duygusal sağlamlığını güçlendirmek, takılmayı tolere edebilmeyi öğretmek, kaçınmaları azaltmak ve kişinin hayata tam katılmasını sağlamaktır. Bu yüzden terapide akıcılığı zorlayan, kekemeliği saklanacak bir kusur gibi gösteren ya da akıcılığı yücelten çalışmalar yapılmaz.
Model akıcılığı başarı ölçütü olarak kullanmaz; kekemeliği saklanması gereken bir kusur gibi gösteren yaklaşımlardan da uzak durur. Bunun nedeni, bazı kişilerde sürekli akıcı olma çabasının konuşmayı yorucu bir sınava dönüştürmesi ve kaygıyı artırmasıdır. Hangi yaklaşımın seçileceği kişinin yaşına, kekemeliğin onun hayatını nasıl etkilediğine ve kendi hedeflerine göre değerlendirmede belirlenir.
Model kimlerle çalışabilir?
Model, zaman zaman kekeleyerek konuşan 2 yaş ve üzerindeki herkes için yapılandırılabilir. İçerik yaşa göre değişir, ilkeler aynı kalır:
Okul öncesi dönemde ağırlık ebeveyn tutumlarına ve evdeki iletişim ortamına verilir. Çocuğun konuşmaktan keyif almaya devam etmesi en önemli hedeftir.
Okul çağında buna sınıfta söz alma, sesli okuma ve akran ilişkileri eklenir; gerektiğinde öğretmenle iş birliği yapılır.
Ergenlik ve yetişkinlikte sosyal hayata, sınavlara, iş görüşmelerine ve mesleki yaşama katılım ön plana çıkar.
Terapi hangi adımlarla ilerler?
Oturumlar genellikle haftalık düzende yürür; gidişat, geçerliliği olan ölçeklerle düzenli olarak izlenir.
Bütüncül değerlendirmeKonuşma özellikleri, iletişim ihtiyaçları ve eşlik eden duygular birlikte incelenir; kişinin rahat ve zorlandığı ortamlar haritalanır.
Aile danışmanlığıProgramın amacı, yöntemi ve ebeveynden beklenen tutumlar en başta açıkça konuşulur.
Exposure çalışmalarıKaçınılan kelimelere, kişilere, ortamlara ve konuşma durumlarına küçük, planlı adımlarla yaklaşılır; tolerans her adımda biraz daha artar.
Duygusal sağlamlıkKaygıyla baş etme, risk alma ve tolere etme becerileri güçlendirilir.
Hayata taşıma ve takipKazanımların eve, okula ve sosyal yaşama yerleşmesi aileyle birlikte izlenir.
Exposure çalışmaları kişiyi zorlar mı?
Exposure, kişinin kaçındığı ya da kaygı duyduğu konuşma durumlarına adım adım ve önceden planlanmış şekilde yaklaşmasıdır. Kelime ilk duyulduğunda ürkütücü gelebilir; uygulamada ise çalışma kişinin hazır olduğu adımdan başlar ve kademeli ilerler. Amaç kişiyi korktuğu duruma itmek değil, beklediği kötü sonuç ile gerçekte yaşananlar arasındaki farkı güvenli koşullarda görmesini sağlamaktır. Her başarılı adım bir sonraki için güven oluşturur.
Örneğin telefonda konuşmaktan kaçınan bir genç için merdiven en kolay basamaktan kurulur: önce yakın bir aile üyesiyle kısa bir görüşme yapılır, zamanla tanımadığı biriyle konuşma hedeflenir; her basamakta yaşanan deneyim terapistle birlikte değerlendirilir. Takılmak bu terapide başarısızlık sayılmaz. Takılsa bile iletişimi sürdürebilmek asıl kazanım kabul edilir.
Aile sürece nasıl katılır?
Özellikle çocukluk döneminde ebeveynler sürecin merkezindedir. Evdeki konuşma ortamı, çocuğun takıldığı anlarda verilen tepkiler, bekleme ve dinleme alışkanlıkları terapinin seyrini doğrudan etkiler. Bu yüzden ebeveynler yalnız bilgilendirilen taraf olmakla kalmaz; oturumlara eşlik eder ve evdeki uygulamaların sorumluluğunu uzmanla paylaşır.
Çocuğunuz takıldığında
Sözünü tamamlamasını sakin bir yüzle bekleyin; kelimeyi onun yerine söylemeyin.
"Yavaş konuş", "nefes al", "bir daha söyle" gibi uyarılardan kaçının. İyi niyetle söylense de çocuğa konuşmasının yanlış olduğu mesajını verir.
Göz temasınızı koruyun; takılma anında başka yöne bakmak kekemeliğin konuşulmaması gereken bir şey olduğu izlenimini doğurur.
Ne söylediğine, yani içeriğe cevap verin. Nasıl söylediğine değil.
Çocuk kekemeliğinden söz etmek isterse konuyu kapatmayın; açık ve sakin bir dille konuşun.
Ailelere yönelik genel desteğimizi aile eğitimi sayfasında anlattık.
Karşılaştırma
Akıcılık odaklı yaklaşımlardan farkı nerede?
Bu karşılaştırma bir yaklaşımı ötekinden üstün göstermek için değil, aradaki farkı anlaşılır kılmak için yapılmıştır.
Terapinin odağıAkıcılık odaklı yöntemler konuşma biçimini değiştiren teknikleri öğretir. Kızılboğa Modeli önceliği duygusal sağlamlığa ve katılıma verir.
Takılmaya bakışBir yanda takılmayı önlemek ya da kontrol etmek amaçlanır. Öbür yanda takılmaya tahammül etmek ve konuşmayı sürdürmek hedeflenir.
Kaçınmayla ilişkiKızılboğa Modeli kaçınmaları exposure çalışmalarıyla adım adım azaltır; kaygı varken de iletişimi sürdürmek çalışılır.
Ailenin yeriSüreç bir aile danışmanlığı oturumuyla başlar; ebeveyn, evdeki iletişim ortamını değiştiren etkin bir ortak olur.
Model kimler tarafından uygulanır?
Kızılboğa Modeli'ni yalnız modelin uygulayıcı eğitimini tamamlamış dil ve konuşma terapistleri yürütebilir. Keçiören-Yeşiltepe şubemizde bu eğitimi almış dil ve konuşma terapistlerimiz çalışıyor; aldıkları eğitimleri ve belgelerini eğitim kadromuz sayfasında görebilirsiniz. Sincan şubesine yakın oturan aileler için kekemelik terapisi iki şubede de planlanabilir; modelin kendisi şu an Yeşiltepe'de uygulanıyor.
İlerleme nasıl ölçülür?
Bu modelde ilerleme takılmaların sayısıyla izlenmez; akıcılık hiç ölçülmez. Değerlendirmede kişinin kekemeliği nasıl yaşadığını, hangi durumlardan kaçındığını ve iletişimin hayatını ne ölçüde etkilediğini soran ölçekler kullanılır. Çocuğun sınıfta parmak kaldırabilmesi, kaçındığı ortamlara girebilmesi, takıldığında konuşmayı yarıda bırakmaması ve kaygıya toleransının artması temel ilerleme göstergeleridir.
Kaynaklar
Kızılboğa Akademi: Kızılboğa Modeli uygulayıcı eğitimi tanıtım ve uygulama kaynakları
Dünya Sağlık Örgütü. İşlevsellik, Yetersizlik ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF), 2001
Yaruss J. S., Quesal R. W. Kekemelik ve ICF çerçevesi üzerine güncelleme, Journal of Communication Disorders, 2004
ASHA, çocukluk çağı akıcılık bozuklukları için hazırlanan klinik uygulama kaynağı
Model, bire bir dil ve konuşma terapisi seanslarında uygulanır ve ücretli plan kapsamındadır. Başlamak için rapor gerekmez. İlk görüşme ücretsizdir; bu görüşmede modelin size uyup uymadığına ve haftalık düzene birlikte karar veririz.
Akıcılık güçlüğü de dil ve konuşma güçlüğü destek eğitim programının kapsamındadır. Raporunda bu program yazan öğrenci derslere ücret ödemeden katılır; bu dersler Yeşiltepe'de de Sincan'da da yapılır ve modelle aynı hedeflere bağlanabilir.
“İlgili mevzuatında yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, işe giriş süreçleri başta olmak üzere tüm süreçlerde geçmişte alınmış olan tanılar esas alınamaz.”
Çocukken konulan bir tanı ömür boyu taşınan bir etiket olarak düşünülmüyor. Çocuğun durumu zamanla değiştiyse, sağlık kuruluna başvurularak bugünkü durumu gösteren yeni bir rapor alınabiliyor.
Yönetmelik, başta işe girişte olmak üzere, geçmişteki tanıların esas alınamayacağını yazıyor; dikkate alınan, kişinin güncel raporu.
Bu hak kendiliğinden işlemiyor, başvuruyla kullanılıyor. Ayrıca bazı mesleklerin kendi sağlık şartları ayrı mevzuatla düzenlendiği için "hiçbir zaman" gibi kesin bir söz vermiyoruz; mevzuatın kendisini gösteriyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 8 Temmuz 2026'da bu değişikliği RAM'lara duyurdu.
Rapor, çocuğa yapıştırılan bir etiket değil; ona uygun desteğin planlanmasına yarayan bir belgedir.
Sürecin adımlarını RAM raporu ve ÇÖZGER rehberimizde anlattık.
Kızılboğa Modeli hakkında ailelerin sorduğu sorular
Her takılma kekemelik midir?
Hayır. Özellikle 2 ile 4 yaş arasında pek çok çocukta, dil gelişiminin hızlandığı dönemde geçici akıcısızlıklar görülür. Bunun kekemelikten ayrımını dil ve konuşma terapisti yapar; çocuğu etiketlemeden önce uzman görüşü almak önemlidir. Takılmalar altı aydan uzun sürüyorsa, gerginlik ya da kaçınma eşlik ediyorsa ve ailede kekemelik öyküsü varsa değerlendirmeyi ertelememek gerekir.
Küçük çocuklarda hemen başlamak mı, beklemek mi doğru?
Beklemek yerine erken bir değerlendirme önerilir. Değerlendirme, terapiye hemen başlanacağı anlamına gelmez; ama ailenin doğru tutumları en baştan kazanmasını sağlar. Gerekiyorsa müdahaleye erken dönemde ve küçük adımlarla başlanır; bu dönemde çalışmanın büyük kısmı ebeveynle yürür.
Terapide nefes ya da yavaş konuşma tekniği öğretiliyor mu?
Hayır. Bu modelde nefes, konuşma hızı ya da yumuşak başlangıç gibi konuşmayı biçimlendiren teknikler öğretilmez. Çalışmalar gerçek iletişim deneyimleri üzerinden, duygusal sağlamlığı ve konuşurken kendini özgür hissetmeyi hedefleyerek ilerler. Değerlendirmede başka bir yaklaşımın daha uygun olduğu görülürse bunu ailenizle açıkça konuşuruz.
Çocuk seansa tek başına mı girer?
Çocukluk döneminde ebeveynler sürecin merkezindedir ve oturumlara eşlik eder. Okul öncesi yaşta çalışmanın önemli bir kısmı doğrudan ebeveynle yapılır. Ergen ve yetişkinlerde ise oturumlar çoğunlukla kişinin kendisiyle yürür, aile belirli aralıklarla sürece katılır.
Kekemelik tamamen geçer mi?
Seyir kişiden kişiye değişir. Küçük yaştaki çocukların önemli bir kısmında akıcısızlıklar zamanla kaybolur, bazı kişilerde ise kekemelik yetişkinlikte de sürer. Modelin hedefi, takılma olsa da olmasa da kişinin kendini özgürce ifade edebilmesidir. Kesin sonuç sözü veren yaklaşımlara temkinli yaklaşmak gerekir.
Evde verilen görevlerde zorlanırsak ne olur?
Her oturumda bir önceki haftanın uygulamaları ve karşılaşılan güçlükler konuşulur. Zorlandığınız adım küçültülür ya da ailenin günlük düzenine daha uygun bir biçime getirilir. Ev görevleri bir sınav değil, terapistle birlikte ayarlanan bir plandır.
Kekemelik okulda nasıl konuşulmalı?
Öğretmenin durumu bilmesi çoğu çocuğa iyi gelir. Sesli okumada ve sözlü sunumlarda çocuğun tercihlerini sormak, söz verirken acele ettirmemek ve sınıfta alaya karşı net bir tutum almak işe yarayan düzenlemelerdir. Çocuğun onayıyla, terapistin önerdiği bir dille öğretmenle görüşmek en sağlıklı yoldur.